Ya ölüm olmasa…

Gönderi Zamanı: 11 Ocak 2013 09:58 Okunma Sayısı:530 Kategori: Benden Genel Güncel

İnsanoğlunun evren macerası yoktan var olmaktan geliyor.

Âlemlerin Rabbi olan Allah, “Külli nefsin zâikatü’l-mevt”, yani “Her nefis ölümü tadacaktır.” buyuruyor.

Ancak hepimizin bildiği gibi buradaki nefis ibaresi ruhu temsil etmektedir. Beden ait olduğu yere toprağa gidecek, ancak ruhun kalacağına işaret ediliyor. Ruhun, bedendeki tüm organlardan ayrı yaratıldığı ifade ediliyor.

İnsanlar, yaşamları boyunca toplumla iç içe olmak zorunda. Arkadaşlıklar, dostluklar, aileler kurmakta.

Yaşam evresi devam ettiği müddetçe insanlar, en yakınlarının haklarına tecavüz etmekte, başkasının yaşam hakkını gasp etmekte hatta savaşlar çıkartıp katliamlar yapmakta. Bunların tamamını ‘insan’ dediğimiz varlık yapmakta.

Peki, mazlumların hep kaybettiği, zalimlerin hep kazandığı bir dünya ne kadar adaletli olabilir?

Bu işin hesaplaşma boyutu, mazlumun zalimden hakkını alacağı bir yer yok mu?

Sonsuzluğun Sahibi, o büyük güne hazırlanmamız için bizleri her geçen gün uyarı mesajları gönderiyor.

Aslında o kadar şefkatli bir sahibimiz var ki, bizleri defalarca hata yapmamıza rağmen affedip yeni kapılar, yeni ikramlar sunuyor.

Zaman zaman en yakınımız vefat ediyor, ‘sende geleceksin buraya hazırlan’ mesajı veriliyor.

Zaman zaman kazalar atlatıyoruz, ‘ölebilirdin ama bir gün öleceksin hazırlan’ mesajı veriliyor.

Merhametli Mevla, mazlumun hakkını zalimden alması için büyük mahşer gününü inşa ettiğini söylüyor.

O halde ölüm denilen ifadeyi bir son değil, bilakis yeni bir başlangıç olarak tanımlayabiliriz. Her defasında kavga ettiğimiz ve varlığını hep sınadığımız ‘adalet’ için oraya hazırlanmalıyız. Dünya adaletini bırakıp, Alemlerin Rabbinin adaletine kavuşmanın heyecanı içeresine girmemiz gerek.

Yıllarca çabalayan insanoğlu, evrende çok küçük bir yer kaplayan şu dünyaya bir türlü adaleti getiremedi. Aksine savaşlarla yeryüzünde milyonlarca insanı katletti çoluk, çocuk, kadın demeden.

Günümüz dünyasında bunlar bitmiş durumda mı? Hayır.

Aslında şu anda daha vahim bir durum var ortada. İnsanların belli bir kısmı kendi rahatları için başka insanların yaşam hakkını tecavüz ediyor, kendisi ve ailesi rahat bir yaşam sürerken diğer taraf yok olup gidiyor.

Peki, bunun hesabı sorulmayacak mı?

İşte burada dünya adaleti yerine sonsuzluğun adaleti devre giriyor.

Ölümü bir son olarak görmememizi, haklının hakkını aradığı bir olgu olarak nitelendirmemiz isteniyor.

Peki ya ölümün olmadığını düşünelim bir an.

Hakkınız olan bir varlığı elinizden alan bir başka ‘insan’…

Mazlum halkların öldürüldüğü, katil ve de zalim halkların ise devamlı yükseldiği bir dünya. Sizce ne kadar sağlıklı olur. Hırsızlığın arttığı, hakların tanınmadığı, özgürlük denen olgunun ortadan kalktığı bir dünya sizce ne derece sağlıklı.

Yerlerin ve Göklerin Sahibi, yüce Mevla öyle adaletli ki, bu olguyu ortadan kaldırmak için ölümü, kıyameti yarattığını ifade ediyor.

Ölümünüz (yeniden doğuşunuz) güzel olması dileğiyle…

Sevgiyle kalınız.

Bir Yorum Yazın