Tek kimlik değil çok kimlik

Gönderi Zamanı: 25 Mart 2013 08:06 Okunma Sayısı:468 Kategori: Blog

İnsanoğlu bir doğduğunda bir de yaşlandığında ‘doğal’ olabiliyor sanırım. Yani her insan normal şartlar altında hayatını sürdürdüğü sürece iki kez hayatında doğal olabiliyor. Peki, nedir bu doğallık? Doğallıktan kastım insanın hissettiği duyguları arzuladığı gibi ifade etmesi, yapmak istediğini kendi aklınca yaması, çalışmak istediği işte kendini en iyi şekilde geliştirmesi denilebilir. Ancak bu örnekler sayısız bir şekilde artırılabilir. Peki, durum böyle iken bizler neden doğal ortamdan günden güne uzaklaşıyoruz? Sanırım burada ki suç anne babamızda. Çocuk bir şeyler yapmak ister ‘Bırak onu’, ‘Ona elleme’, ‘O amcanın kızar bak şimdi’, ‘Abi dövecek şimdi seni’ gibi cümlelerle çocukları(bizleri) hep bir korku içerisine sokuyorlar. Umarım bizler çocuklarımıza bunu yapmayız…

Neyse gelelim konumuzun saadetine. Yukarıdaki bahsettiğim olay neticesinde korkutulan bizler, dilediğimiz mesleği, sporu ya da aktiviteyi yapamaz hale geliyoruz. Bakın bugün için sosyal sermaye denilen bir olgu söz konusu. İnsanlar sosyal sermayelerini istedikleri hayaller peşinden koştukları için mutsuzlukla dolduruyorlar. Hâlbuki istediklerimiz yerine ‘sevdiğimiz’ hayallerimizin peşinden koşsak müthiş bir şekilde haz alırız yaşamaktan. İstekler insanı bir yerde mutsuz bırakıyor.

Sosyal sermayemizi artık güçlendirmeliyiz. İnsanlar artık kendini bir tek alana atamayı bir an önce bırakmalı. Yani bir doktor bir gün çıkıp bir ortamda şarkı söyleyebilmeli. O cesaret onda olabilmeli. Ya da bir gazeteci çıkıp bir spor dalında kulübe girip dereceye girmek için mücadele vermeli. Emin olmalıyız ki bu yapılan aktiviteler insanın sosyal sermayesine güç katacaktır.

Analitik düşüncenin yanına günlük hayatta artık sistematik düşünmeliyiz. Olayları sebep sonuçlarına bölerek tek tek çözmek yerine faydalı üreticiliği ilke edinen sistematik düşünceyi ilke edinmeliyiz. Bunu çok iyi yapabilmemiz için yukarıda söz ettiğim konuları çok iyi idrak etmemiz lazım. Kişiler artık ‘tek zihniyetçilik’ten vazgeçerek kendini sosyal hayata bırakmalı. Sosyal hayat bir kafede oturup sabahtan akşama kadar arkadaşlarınla boş sohbet etmek değildir. Bunun için yapmak istediğimiz her ne varsa bir program yapıp bir an önce yapalım. Spor mu yapacağız hemen gidip bir kulübe yazılalım. Kitap mı okuyacağız gidip hemen bir kitap alalım. Toplumu ilgilendiren konular hakkında konuşacak mıyız hemen gidip bir sivil toplum örgütüne üye olalım ve çalışmaya başlayalım. Yani bir uçtan tutalım. Gerisi gelir.

Diyeceğim o ki… Artık günümüz dünyasında tek kimlik yeterli olmuyor. Artık mühendis aynı zamanda çok iyi bir tiyatrocu olmalı. Bir ressam aynı zamanda çok iyi siyasetçi olmalı. Bir siyasi çok iyi derecede halk olmalı. Bir sporcu çok iyi bir şekilde esnaf olmalı. Yani tek kimlik değil çok kimlik olmalı.

Kimliğiniz bol olsun. Sağlığınız daim olsun.

Bir Yorum Yazın