Seni anlattım birisine…

Gönderi Zamanı: 25 Mayıs 2014 23:30 Okunma Sayısı:405 Kategori: Benden

Kandil günü insanlarda tatlı bir heyecan belirginleşiyor.

Biliyor musun, bugün ben daha çok heyecanlandım.

Bugün hiç yapmadığım bir şeyi yapma kararı aldım.

Seni birisine anlatacağım…

Önce abdestimi aldım, sonra camiye gittim.

İkindinin serinliğinde namazımı eda etmeye çalıştım.

Rabbim kabul buyurur inşallah.

Sonra Şemsi Tebrizi’nin deyimiyle yalancılar kahvehanesine(kabristan) doğru yol aldım.

Çakıl taşlı yollardan geçtim.

Yürüdüm… Yürüdüm… Yürüdüm…

Yolun hemen karşısında bulunan kabristanın kapısından selam vererek adım attım içeriye.

Kalabalıktı kabristan…

Her mermer taşın yanında insanlar vardı.

İki büklüm şekilde diz çöken, semaya karşı el açıyordu.

Kimisi ise eline boş bir kova almış, su taşıyorlardı kabir başındaki ağacın köküne dökülmek üzere…

Biraz yürüdüm, üzerinde otlar olan ve yanında uzunca bir çam ağacı bulunan bir kabrin başına kıvrıldım.

Soluklandıktan sonra, kabri süzdüm.

Daha sonra ise, bildiğim duaları okumaya çalıştım.

Dua bittikten sonra sohbet vakti gelmişti.

Konuşmama karşılık bir mesaj alamasam da başladım anlatmaya;

***

14 sene oldu sen buraya geleli…

9 yaşımda gelmiştim seni buraya koymaya…

Minicik ellerimle toprak atmıştım üzerine.

Biliyor musun 23 yaşıma geldim.

Gazeteci oldum.

Aslında olmaya çalışıyorum.

İnşallah olabilirim.

Ama istediğim gibi değil bu meslek.

Daha doğrusu hayallerimde ki gibi değil.

İnsanlar çıkar, güç peşinde.

İnşallah onlardan olmam.

Açık öğretimden okumaya devam ediyorum.

Son sınıftayım, ama biraz uzayacak sanırım.

Okul bitmediği için askere de gidemedim.

Biliyorum geç kaldım biraz ama gideceğim inşallah.

***

Annemi sorarsan iyi çok şükür.

3 hafta önce umreden geldi.

Ben gidemedim yanında, dayımlarla gidip geldiler.

1 ay kadar kutsal topraklarda kaldı.

Bu sıralar ise biraz üşütmüş, arada öksürüyor.

Merak etme doktora gittik, çok şükür bir şeyi yokmuş.

Ha birde gene yerinde duramıyor.

Bahçeye 8-9 tane civci aldı.

Yetmedi 4 tanede kaz yavrusu aldı.

Bir kaçı öldü ama annem kalanları yaşatmak için günlerini onların başında geçiriyor.

Bazen kendinden çok, onları düşündüğünü düşünüyorum.

Sürekli ‘civciler üşür mü, kapalı bir yere mi koysaydık, kedi gelip kapar mı?’ deyip duruyor.

Annemi biliyorsun işte.

***

Bir şey daha var.

Aslında birisi var.

İyi birisi.

İyi bir insan.

Beni seven birisi.

Gönlümü ele geçiren birisi.

5 vakit Rabbimden istediğim birisi.

Beni Rabbime yakın kılan birisi.

İffetiyle başını örten birisi.

Günümüzdeki kızlar gibi doyumsuz değil…

En küçük şeyden mutlu olabiliyor.

Mesela bana çok güzel sarılıyor.

Elimi isteyerek tutuyor.

Yanımdan giderken bana bir sarılışı var ki…

İşte orda ben kendimi teslim ediyorum.

Aslında yüz yüze anlatmak isterdim bunu sana…

Gözüme bir şey kaçtı merak etme ağlamıyorum.

Güzel hayallerimiz var onunla.

Masum hayaller.

Gelecek planlıyoruz birlikte.

Birbirimizi Rabbimizden istiyoruz.

Biraz varlıklı bir ailenin kızı…

Bu beni biraz sıkıntıya soksa da, Rabbime sığındım.

Onun yardımını istiyorum.

Ben üzerime düşeni yapıyorum, onu seviyorum.

Gerisini Rabbime bırakıyorum.

O neylerse güzel eyler…

İnşallah buraya onunla da birlikte gelip seninle tanıştırırım.

Sarılamazsın belki, elini öpemez belki, ama olsun en azından görmüş olursun.

Beni gülümsemesi ve bakışlarıyla kandırdı.

İyi ki kanmışım diyorum şimdilerde.

Eminim, sende onu seveceksin.

Rabbim bize ‘biz’ olmayı nasip ettiği gün, soluğu burada alacağım.

Tutup kolundan onu buraya getireceğim, senin hemen başucuna.

Onu seninle tanıştıracağım.

Söz veriyorum.

Buradan sonra da Peygamber Efendimizle(sav) tanışmak istiyorum.

Hayatımda tanıdığım ilk ve son kadının elinden tutup oraya gitmek istiyorum.

Buna niyet ettim.

***

Böyle işte Baba…

Biraz kafanı ağrıttım ama idare et.

Kendine iyi bak, dua edebilirsen yani öyle bir imkanın varsa dua et.

Yine geleceğim.

Bir gün ebedi geleceğim ama şimdilik biraz tekliyor işte.

Görüşmek üzere…

Allah’a emanet ol.

**

25 Nisan 2014 Miraç Kandili

Bir Yorum Yazın