RACONCU HİLMİ

Gönderi Zamanı: 4 Eylül 2017 12:00 Okunma Sayısı:258 Kategori: Afyonkarahisar Benden

 

Öfkemin panzehri elimdeki kalemim ve kalemimden damlayan kelimelerimdir. Ben de öfkemi böyle dindiriyorum. Ne vakit öfkelensem, ne vakit bam tellerime dokunulsa, ne vakit kravatlı mezarcılarla karşılaşsam, ne vakit haksızlığa muhatap olsam alıyorum elime şırınga misali bir kalem ve başlıyorum en yüksek dozdaki kelimelerimi damarlarımdan aşağı akıtmaya… Her kelimemle avazım çıktığı kadar bağırıyor, önüme gelene kafa göz demeden dalıyorum. Başka türlü kendim olamıyorum. Şu an olduğu gibi…

O bakımdan birazdan okuyacaklarınız sadece bir çeşit harflerden oluşan kelimeler ve cümleler değildir. Onlar benim damarlarımdan akan öfkemdir, merhametimdir, sevgimdir, nefretimdir, her şeyimdir.

Kendi işim olan gazetecilikten kendimi sürgün ettiğim günden bu yana çeşitli girişimlerde bulunuyor, hayatın başka tatlarına bakmaya çalışıyorum. Bu kapsamda iki buçuk ay önce Afyon’un İhsaniye İlçe merkezinde bulunan Aile Çay Bahçesi’ni belediyeden kiralayıp çalıştırmaya başladım. İşim bir bardak çayın çıraklığını yapmak… Bunu yaparken bir demlikte demlenen çay misali kendimi de demlenmeye bıraktım. Ham kalmış, olgunlaşmamış nefsimin her köşesini hayatın ocağına bir tepsiyle sürdüm.

Yine böyle bir vakitte belediye hoparlöründen “Kurban Bayramının 3’ncü günü Sayın Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ilçemiz Atatürk Parkı’nda ki çay bahçesinde vatandaşlarımızla bayramlaşacak” anonsu ile işletmesini üstlendiğim mekânda bir bayramlaşma programının yapılacağını işittim.

Belediye personeli ile durumu istişare edip bayramlaşma töreninde ki çay ve meşrubat servislerini benim yapmam istendi. Bayramlaşma günü belediye personeli saatler öncesinden alandaki sandalye, ses sistemi ve kürsü organizasyonunu tertip ederken bizde kendi hazırlıklarımızı tamamlamaya koyulduk.  Saat 11’de ki organizasyon için emniyet ekipleri, jandarma, 112, kaymakamlık ve belediye personeli saatler öncesinden hummalı bir şekilde çalışmaya koyuldu.

Orman ve Su İşleri Bakanı Prof. Dr. Veysel Eroğlu alana intikal ettiğinde coşkulu bir kalabalık tarafından karşılandı. Eroğlu’nun gelmesiyle birlikte bizde çay servisini başlattık. Servisin başladığı ilk dakikalarda bizim bulunduğumuz çay ocağının penceresine biri yaklaştı.

Bu kişi AK Parti’nin İhsaniye İl Genel Meclisi Üyesi Hilmi Tiril

Pencereden başını uzatıp fırça atar gibi bağırmaya başladı:  “Kardeşim içerideki sandalyeleri dışarı çıkartsana, vali bey bölge müdürleri ayakta kaldı.”

Kendisine uygun bir dille sandalye ve yerleşim organizasyonunun belediye ekiplerince yürütüldüğünü, şu an bulunduğum konumdan ayrılırsam çay servislerinin aksayacağını bu yüzden durumu onlara intikal ettirmesini söyledim.

SENİ BURADA BARINDIRMAM!

Bu sözümden sonra Hilmi Efendi söylene söylene pencerenin yanından uzaklaştı. Bizde işimize devam ettik. Aradan 10 dakika geçmişti ki aynı kişi bu defa iş yaptığımız çay ocağından içeri dalıp avazı çıktığı kadar bağırmaya başladı.

“Hemşerim! Şu sandalyeleri dışarı çıkarsanıza bölge müdürlerinin hepsi ayakta kaldı.”

Bu dakikadan sonra bende ses kontörlümü biraz kaybetmiş olsam da bu işin belediye ekiplerince yürütüldüğünü, benim çay servislerinin organizesi ile ilgilendiğimi yeniden anlatmaya çalıştım. Bu lafımdan sonra Hilmi Efendi seviyesini giderek düşürerek tehditler savurmaya başladı.

“Bak hemşerim ben buranın yerlisiyim. İl genel meclisi üyesiyim. Sen böyle yaparsan seni burada barındırmayız!”

CEVAP VER HİLMİ EFENDİ…

Şimdi burada duralım. Ve Hilmi Efendiye soralım.

EYYYY Hilmi Efendi…

Kestiğin raconla ne kadar seviyesiz biri olduğunu ortaya seriyorsun. Bu yüzden kendimi senin seviyene indirecek değilim. Sana sadece şu kadarını söyleyeceğim. Daha doğrusu sadece hatırlatmalarda bulunacağım.

-Sahip olduğun il genel meclis üyeliğinin zırhına sığınma. Neticede seni oraya oturtan benim, biziz, bizleriz. Günü geldiğinde seni ve senin gibilerini indirmesini de çok iyi biliriz. Fakat aklıma takılan bir konu var. Sen her işini böyle mi görüyorsun? Siyasi gücünü her yerde dile getirip aba altından herkese sopa mı gösteriyorsun? Her önüne gelene racon mu kesiyorsun?

-“Seni burada barındırmam” raconundan çekinecek değilim. Gücün kuvvetin belki buna müsait. Eğer bunu yapabiliyorsan derhal yap. Ben rızkımı yalnızca Allah’tan dilerim Hilmi Efendi… Sana da yalnızca şunu söylerim. Allah’a olan teslimiyetin dile geldiği bir Kurban Bayramı’nda insanların rızıklarıyla oynayacak kadar alçalıyorsan sen kime teslimsin? Merak ediyorum.

-Bağlı olduğun partinin genel başkanı, Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan daha iki hafta evvel sana ve senin gibilere ne demişti Hilmi Efendi… Hatırlıyor musun? Unutmuş isen dur ben hatırlatayım. “Partimiz içinde kesinlikle arzu ve tasvip etmediğim tartışmaların yaşandığına şahit oluyoruz. Benim, milletimle, partimle paylaşacağım bir düşüncem, bir teklifim, bir hissiyatım varsa bunun yolları bellidir. Kimsenin racon kesmesine de ihtiyacım yoktur. Eğer racon kesilecekse, bu raconu bizzat kendim keserim. Bu da böyle bilinmeli.” Şimdi sen bu sözleri de duymazdan mı gelip sahip olduğun makamı kendi menfaatlerin doğrultusunda mı kullanıyorsun?

-Duyuyor musun beni Hilmi Efendi?

 

Not: Bu arada panzehir işe yaradı. Zihnimin her köşesi şu an çok daha huzurlu ve sağlıklı. 

Bir Yorum Yazın