Paris

Gönderi Zamanı: 23 Nisan 2013 15:45 Okunma Sayısı:612 Kategori: Nail Geziyor

paris (24)Fransa’nın başkenti Paris. Modanın, sanatın başkenti Paris. Hani duvarımıza astığımız Eyfel Kulesinin bulunduğu şehir Paris. Paris hakkında aslında çok söze gerek yok. Çok eşsiz bir şehir. Binaların tasarımı, yolların genişliği, yeşil alanların bolluğu son derece profesyonelce dizayn edilmiş bir şehir. İnsanların yürüyüşleri için uzun, düz ve de geniş caddeler sizin ilginizi çekebilir. Çok geniş yeşil alanlar insana huzur veriyor. Anadolu’nun küçük şehirlerinden gidip -benim gibi-, yeşil alanları görmeye alışık değilseniz, Paris’i gördüğünüzde şaşkınlığınızı gizleyemezsiniz.

Yeşil alanın sadece birkaç metre karelik alandan oluşmayacağını Paris’i görerek anlayabilirsiniz. Bu şehirde insanların sanatsever olmasının, sanırım en büyük etkisi de bundandır. Çünkü insan huzurluysa, düşüncelerini hayata yansıtabilir. Öyle ki yolda gördüğünüz banklarda uzun uzuna kitap okuyan insanları görebilirsiniz. Bizim gibi ülkelerde bir günün bir güne tutmadığı için her gün farklı söylemlerin, hareketlerin olabiliyor.

Paris’e gittiğinizde Şanzelize Caddesini mutlaka görün. Okuduğum ve de duyduğum kadarıyla bu şehrin en ünlü caddesi. Şanzelize’ye girdiğiniz an az öncede değindiğim gibi uzun bir sokak sizi karşılıyor. Geniş bir cadde burası. Yemyeşil bir cadde, insanların akın ettiği uğrak bir cadde. Giyim üzerine olsun, yiyecek üzerine olsun birçok ünlü mağazaya burada ulaşabilirsiniz. Bazen yolda telefonla konuşan insanların Türkçe konuştuğuna şahit olabilirsiniz, bu şehirde oldukça hatırı sayılı Türk yaşıyor. Bu şehirde dikkatimi çeken bir başka yönü ise dilencilerin dilenme yöntemleri oldu. Dilenciler bu şehirde sizin önünüzü kesmiyor. Şanzelize’de uygun bir yere diz çöküyor, başını eğe bildiği kadar eğiyor. Kimse onun yüz hatlarını göremiyor. Onun edebinden midir, yoksa yönteminden midir bilinmez, ama bizimkilerin uyguladığı yöntemden çok daha etkili olduğu kesin.

Gelelim Eyfel’e. Şehrin değil ülkenin simgesi haline gelen Eyfel. Aslında Eyfel baştan aşağı bir demir yığını. Ancak şehre mükemmel bir görünüm katıyor. Çevresi de oldukça geniş ve yeşil bırakılmış. Şehrin birçok noktasından Eyfel’i izleyebilirsiniz. Akşam olduğunda ışıklandırılıyor. Eyfel’e çıkmak isterseniz 17 Euro gibi bir ücreti ödemek zorunda. Eyfel’in hemen doğu kısmında hediyelik eşya satan Türk işletme sahibi var. Oradan magnet, anahtarlık gibi, şehre özgü eşyalarınızı Türkçe konuşan bir kişiden temin edebilirsiniz. Eyfel akşamları ışıklandırılıyor demiştim. Hava karadığında bu ışıl ışıl olan kulenin etrafından insanlar toparlanıyor, çimlere oturuyor, ve uzun uzuna sohbet ediyor. İçki içiyorlar. Ancak hiç kimsenin hiç kimseye zararı yok. Seyyar içki satıcıları bile geliyor yanınıza. Saatler ilerledikçe insanlar şarkılar söyleyerek gönüllerince eğleniyorlar. Anadolu kentlerinin alışık olmadığı bir manzara. Unutmadan yazayım, Paris’te özellikle Eyfel’in olduğu kısımda çok sayıda fareyle karşılaşabilirsiniz. Bu çok normalmiş. Çünkü şehirde kedinin az olduğu bu yüzden farelerin çok olduğu söyleniyor. Adım başı bir fareyle karşılaşabilirsiniz. Hatta tur organizatörü Haykad hocamız burayla ilgili şöyle bir deyim kullandı; ‘Farelerin aşık olduğu şehir’ Paris, satırlarına da burada son verelim.

Bir Yorum Yazın