Mutluluk Avcısı

Gönderi Zamanı: 17 Ağustos 2015 08:34 Okunma Sayısı:458 Kategori: Köşe Yazıları

ASLINDA hepimizin ortak derdi mutlu olmak. Gayelerimiz bir, ancak bu gayemize gidiş yollarımız farklı. Herkes kendi yolundan mutluluk limanına demir atmak için çaba gösteriyor. Peki ya mutlu olmak tam olarak nasıl bir his… Yüzümüzün gülmesi, kendimizi iyi hissetmemiz mutluluğun tarifi için yeterli midir? Mutluluk denilen olgu tercih edilebilir mi? Mutlu olma noktasında bizlerin önündeki en büyük engel ne?

Bütün bu soruları Profesyonel Koç Eren Gökyer’e yönelttim. Eren Gökyer, mutlu olmak için şu tavsiyelerde bulunuyor: Birikiminize birikim katan insanlarla sık sık bir araya gelin, bol bol okuyun, sorgulayın ve düşünün. Gerçektende bu dört eylemi hayatında faal hale getirmiş insanları izlediğimizde ellerindeki imkânlarla mutlu olabildiklerini gözlemleyebiliyoruz.  Mutluluk avcısı olmak isteyenler bu dört özelliği heybelerine koymuş ise, Eren Gökyer’e kulak vermeye devam edelim;

MUTSUZ OLMAYI SEÇİYORUZ

-Mutluluğu bizler başka yerlerde başka şeylerde arıyoruz, diyor ve devem ediyor Eren Gökyer:

-Gözümüzün önündeki mutluğun farkında olmuyoruz. Elimizdekilerle mutlu olmak yerine elimizde olmayanları göz önünde bulundurup mutsuz olmayı seçiyoruz. “Benim telefonum x marka. Ama onun telefonu daha iyi bir marka. Neden onda var da bende yok?” Bunu sorgulamak lazım ama bu durum mutsuzluk sebebi olmaması lazım.

MUTLU OLDUĞUMUZ ANLARIN SAYISINI ÇOĞALTALIM

Eren Gökyer ile sohbet oldukça verimli ve doyurucu geçiyor. Hayatın kısa olduğuna dikkat çekiyor ve şu anlamlı cümlelere imza atıveriyor:

-Bu hayattaki ömrümüz oldukça kısa. O yüzden mutlu olabildiğimiz anların sayısını bizler ne kadar çoğaltabilirsek, hayatta o kadar kazançlı olabiliriz. Mutluluğu zihnimize öyle bir yerleştiriyoruz ki sanki o bize çok uzakmış gibi davranış sergiliyoruz. Bugün sokağa çıkın bakın. Mutsuz insanları yüz ifadelerinden anlayabilirsiniz. Mutsuz insan sayısı çok fazla. O insanların mutlu olabilecek hiç mi bir yanı yok. Var. O insanlar mutlu olabilecek konuların farkında değil.

MUTLU OLMAK İÇİN TAVSİYELER

Sohbet giderek koyulaşıyor. Mutluluk tarifini istiyorum Eren Gökyer’den. Oda hiç çekinmeden başlıyor konuşmaya. Dinleyelim:

-Bu noktada ne yapacağız? Sizin birikiminize birikim katan insanlarla beraber olacaksınız. Şu an yaptığımız sohbet sonrasında bu masadan kalktığımızda biz bir şey kazanmamışsak zaman boşa gitmiştir. Zamanı iyi değerlendirmek gerekiyor. Bir şeyler elde edebileceğiniz insanlarla birlikte olun. Sizin derinliğinize derinlik katabilecek insanlarla beraber olmanız lazım. Hayata biraz daha geniş perspektifte bakmak lazım. Okumak, sorgulamak ve düşünmek lazım. Bunların hepsi bir zincirin halkası. Bunları yaptığımızda farkındalık düzeyimiz artıyor. Bunları yaptığımız zaman elimizdekilerle mutlu olmayı öğreniyoruz. Kısaca şükretmesini öğreniyoruz.

DÜŞÜNCEMİZİN YOLUNU MUTLU OLMAYA ÇEVİRELİM

Sohbetin sonuna doğru yine açlığımızı dindirecek bilgiler dökülüyor Eren Gökyer’in dudaklarından. “Ne düşünürsen o sensin.” diyor ve ekliyor:

-Bakış açımızı ise düşüncelerimizi değiştirerek değiştireceğiz. Ne düşünüyorsan osun. Mevlana: “Sen düşünceden ibaretsin. Geri kalan et ve kemikten ibaretsin. Gül düşünür gülistan olursun, diken düşünür dikenlik olursun.” diyor. Bizler zihnimizi ne şekilde boyutlandırıyorsak, onu ne şekilde yönlendiriyorsak işte o biziz. Siz düşüncelerinizi mutlu olmaya yönlendirirseniz, dünyada mutlu ve yaşanabilecek bir yeriniz olur. Sonuç olarak düşünme şeklimizi değiştireceğiz. Onu değiştirdiğimizde hayatımızın değiştiğini göreceğiz.

Hafta başına unuttuğumuz, unutmaya başladığımız, özlediğimiz, hasretle beklediğimiz o kutsal ifadeyi yani mutluluğu yeniden yakalayalım istedim.

Bu hafta mutluluğu keşfedenlerden ve mutluluk avcılığına katılabilenlerden olmak ümidi ile…

17 Ağustos 2015 – Gazete 3

Bir Yorum Yazın