Mesaici değil Fedakâr bir toplum

Gönderi Zamanı: 15 Ocak 2013 09:20 Okunma Sayısı:625 Kategori: Afyonkarahisar Benden Genel Güncel

Nedendir bilinmez aralıksız çalışması gereken bizler bir türlü bu alışkanlığı adet edinemedik.

Yıllarca emperyalist güçler tarafından savaşa sürüklenen, milyonlarca gencini cephelerde şehit veren bizler, neden bu kadar yavaş hareket eden hatta hareket etmeye dahi korkan hantal bir toplum olduk.

Kalkınmak için, güçlenmek için fedakâr toplum bilincini neden oluşturamadık?

Bu söylemlerimi her birey kendi hayatında sorgulamalı.

Bu bir öz eleştiri. Kendimizle barışmadan, kendimize doğruları söylemeden bu hantal yapıyı ortadan kaldırmak pek mümkün gözükmüyor.

Ne zaman fedakâr olup bu algıyla hareket edeceğiz?

Ülkelerin kalkınması fedakâr insanlara bağlı. Fedakâr insanlar ülkelerini omuzlayıp taşıyacaklardır.

Düstur budur. Kural budur.

Zamanında fedakâr insanlarımız Çanakkale’de canlarından ‘fedakarlık’ ettiler.

Akabinde Milli Mücadele dediler, bu nesil çıktı gene o en kıymetli hazinesinden canından fedakarlık etti. Milletinin geleceği için hayatından vazgeçti.

Sadece canlarından mı? Keşke o kadar basit olsa…

Geleceğinden, hayallerinden, annesinden, babasından, eşinden, nişanlısından, çocuğundan, arkadaşlarından, vazgeçtiler… Millet deyip, vatan deyip, bayrak deyip cephede şimdi yapmaya korktuğumuz ‘fedakarlığı’ yaptılar. Neticesinde Türkiye Cumhuriyeti kuruldu.

Fedakar toplumla ilgili sizlere gerçek bir anekdot anlatmak istiyorum.

Gurbetçi bir Türk anlatıyor. Hep birlikte kulak kesilelim bakın ne diyor gurbetçimiz;

“Almanya’da meisterleri (ustabaşı) bilirsin. Bir gün bizim meister Hans’la aramızda şöyle bir konuşma geçti. Mesai bitmişti eve gitmek için acele ediyordum. Hans’ın acelesi yoktu sanki. Ertesi gün ki çalışmalar için malzeme hazırlıyordu. ‘Bir an önce çıkalım’ dedim. Hans, başını bile çevirmeden küçümseyen bir tavırla;

‘Acelen ne’

‘Mesai bitti.’

 ‘Benim bir süre çalışmam gerekiyor’

 ‘Enayilik değil mi ücret almıyorsun neden çalışıyorsun’

 Hans, bu esnada elindeki deney tüplerini masaya bıraktı. Mavi gözlerini bana dikti. Kalın sesiyle, ‘Ülkemin kalkınması için 2 saat fazladan çalışırım arkadaş. Bu benim prensibim. Ayrıca vatandaşlık görevim.’ Bizimkisi ise bakın ne diyor ‘Bizde böyle enayi bulunmaz. Mesai bitmişse paydos ederiz.’ Hans, bu söylemin ardından yüzünde alaycı bir tavırla, ‘Onun için Almanya’lar da sürtüyor, bizim ağız kokumuzu çekiyor, Alman’ın yapmadığı pis işleri yapıyorsunuz

İnce mesaja bakar mısınız?

Ne muhteşem bir cevap.

Almanya’nın kendini bir an önce toparlamasının, dünya ekonomisine, ticaretine hâkim olmasının Avrupa ülkelerine yön vermesinin arkasındaki temel güç işte budur.

Fedakâr bir toplum için el ele vermeliyiz.

Fedakârlığın olmadığı yerde başarının aranması muhtemel midir?

Bırakın mesaiyiyi, bugün de biraz ülkeniz için fazla çalışın…

Fedakârlık olgunuz bol olsun.

Sağlıcakla kalın…

 

Bir Yorum Yazın