Keşke

Gönderi Zamanı: 15 Ağustos 2014 00:01 Okunma Sayısı:428 Kategori: Afyonkarahisar Benden

Aylardan Ağustos…

Serin bir Afyon akşamıdır.

Saatler 22’yi gösteriyordur.

Dört arkadaş, iki lafın belini kıralım diyerek kendini Yeşilyola atar.

Biraz yürüyen bu gençler, bir şeyler yiyelim düşüncesiyle bir mekana geçerler.

Malum yaz mevsimi olduğu için mekânın içerisine tercih etmezler, açık havada oturmayı tercih ederler.

Herkes canının istediğini sipariş eder.

Siparişleri verdikten yaklaşık 5 dakika sonra; elinde bira şişesi olan uzun ve de iri bir genç masaya yaklaşır ve…

-Bilader ne bakıyon, bi durum mu var… der.

Dört arkadaş önce birbirine bakar, sonrada “Bir yanlışlık oldu galiba biz kimseye bakmıyoruz” diyerek meramını anlatmaya çalışır.

Ama ne çare…

-Ne bakıyon, diyen gencin arkasından iki genç daha gelir ve başlar saydırmaya.

-Akıllı olun sizin a…..a korum, bilmem nettirdiğimin çocukları…

Dört arkadaş şaşkındır.

İçlerinden bir tanesi; “küfür etmeyin, biz sadece bir şeyler atıştıralım diyerek buraya geldik” diyerek karşılık verir.

Bu söze celallenen uzun ve de iri olan genç; kemeri ve pantolonu arasına sıkıştırdığı uzun bir bıçağa sarılır…

-Savunun ulennnn… diyerek bıçağı kınısından çıkarır ve başlar savurmaya.

Dört genç iyice şaşırır ve kendilerini cephede savaşıyor sanır.

Tam bu esnada bıçak sallayan bu gencin yanındaki bir başka genç -tahminen 18 yaşındadır-dört gencin oturduğu masaya bir yumruk sallar ve…

-Akıllı olun olum… gibi nutuklar atmaya başlar.

Aradan biraz vakit geçer, bıçak sallayan genç biraz sakinleşir.

-Kusura bakmayın kardeşler, demeye başlar.

Ancak masaya yumruk sallayan genç, daha da sinirlenir nutuk atmaya devam eder…

-Bak oğlum bana oğlum diye konuşma lennn…. Ben adamın a…..a korum… Akıllı olun lennn….

Sonra yoldan geçen birkaç genç daha bu terör estiren bu gençlerin yanına yaklaşır ve…

-Bir durum mu var abeee, gelelim istersen, diyerek akıllarınca “savaşa hazırız” mesajı verirler.

Tabi böylesine bir harp olurda “meraklı melahat” olan vatandaşlar sokaklara dökülmez mi?

Bu tarihi ana şahitlik etmek isteyen vatandaşlar her köşe başında “savaşı” izlemek için yer kapma yarışına girişirler.

Ellerinde patlamış mısır ve kola eksiktir.

Neyse harp meydanına geri dönelim.

Aradan biraz daha vakit geçmiştir, bıçak çeken genç iyice sakinleşmiş olacak ki, dört şaşkın gençle kafa tokuşturarak tokalaşmaya başlar, bir taraftan da –kusura bakmayın, der.

Masayı yumruklayan genç ise hala sakinleşmiş değildir, nutuk okumaya devam etmektedir.

Ancak bıçak sallayan genç onu da susturmayı başarmıştır.

Savaş başlamadan bitmiştir.

Bu duruma en çokta “meraklı melahat” olan vatandaşlar üzülmüştür.

“Hay ben sizin yapacağınız işin içine edeyim” diyen vatandaşlar, bu duruma çok sinirlenmiş olacaklar ki, yuh çekmeye başlarlar.

**

Ne güzel “hikâye” değil mi?

Keşke diyorum, hikâye olsaydı.

Keşke diyorum, bu gençler bu yolda olmasaydı.

Keşke diyorum, bu şehirde bu tür şeyler yaşanmasaydı.

Keşke diyorum, şehrin en işlek caddesinde bir polis olsaydı.

Keşke diyorum, Vali Hakan Yusuf Güner beni şimdi duymuş olsaydı.

Keşke diyorum, keşke olmasaydı.

Bir Yorum Yazın