KENDİMİZİ OLUMSUZ TANITMAYI BIRAKALIM

Gönderi Zamanı: 15 Şubat 2018 17:02 Okunma Sayısı:707 Kategori: Söyleyişilerim

Ressam Başak Nakilcioğlu, Türkeli Gazetesi’nden Mehmet Karakaş ve Nail Azbay’ın sorularını yanıtladı. Afyonkarahisar’ın sanatsal anlamda çok zengin bir şehir olduğunu söyleyen Nakilcioğlu: “Kendimize her daim şunu söylüyoruz. ‘Afyonlular yozdur. Afyonlular sanatı sevmez’ diyoruz. Ben hiçbir şehirde kendisini bu şekilde tanıtan bir halk görmedim. Bu olumsuz tanıtımı artık bırakmalıyız. Değerlerimizin farkına varmalıyız.”

Başak Nakilcioğlu…

O bir ressam.

Aynı zamanda Realizatör. Yani sahne kurucu.

Başak Hanım Afyonkarahisar’ın yetiştirdiği önemli sanatçılardan biri.

Şimdilerde kendi dünyasına göre dizayn ettiği resim atölyesinde hem resim yapıyor hem de sevdiği ve hayat tarzı olarak benimsediği resim sanatını meraklı olan herkese öğretiyor.

Başak Hanım’ın 2’nci Dumlupınar Mahallesi’nde bulunan eski stadyum karşısında yer alan Stat Apartmanı’ndaki resim atölyesi bizi oldukça şaşırtıyor.

Duvarlar, mobilyalar kısacası gözümüzün değdiği, elimizin uzandığı her yer sanatla adeta yeniden doğmuş.

Her köşede ayrı bir desen, ayrı bir sanat, ayrı bir emek.

Başak Hanım, resim sanatının Afyonkarahisar’da yapılamayacağını düşünerek Ankara’ya taşınmış. Fakat günden güne gelişen şehir onu yeniden memleketine çekmiş. O şimdilerde ilkokul öğrencilerinden yetişkinlere kadar pek çok kesime ahşap boyama kursları, bez bebek çalışmaları üzerine kurslar ve resim sanatının büyülü dünyası üzerine kurslar veriyor.

Şimdi dilerseniz Başak Hanım’ın kapısını çalalım.

Resimle can bulmuş duvarların arasında Başak Hanım’ın dünyasına misafir olalım.

Hadi buyurun;

SAHNE RESSAMI OLARAK ÇALIŞTI

-Klasik bir soruyla başlayalım. Sizi tanıyalım? Başak Nakilcioğlu kimdir dersek bize kendinizi nasıl tanıtırsınız?

Anadolu Üniversitesi İletişim Fakültesi’nden mezunum. Şimdi Kocatepe Üniversitesi’nde Yüksek Lisans yapıyorum. Sahne ressamı olarak Devlet Tiyatroları’nda görev yaptım. Atılım Üniversitesi’nde bir dönem öğretim görevlisi olarak görev yaptım. Yaz boyunca orada ders verdim. Anaokulu ve ortaokulu öğrencileri ile de çalışmalarımız oldu. Son olarak üniversite öğrencileri ile de çalışmalar yaptık. Artık kendi atölyemde çalışıyorum. Hem çocuklar hem de yetişkinler ile çalışmalarımız oluyor. Kendi çalışmalarım da oluyor. Bunların dışında tez çalışmam var. Bunlarla meşgulüm.

Başak Nakilcioğlu

Başak Nakilcioğlu

MOBİLYADAN DUVARLARA HER ŞEYİ ELDEN GEÇİRDİM

-Atölye içerisindeki duvarlarda resimler görüyoruz. Oldukça ilginç ve güzel bir mekan olmuş. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Bunu uzun zamandır düşünüyordum. Tiyatroda çok farklı dekorlarla, yönetmenlerle çalıştım. Oralarda gördüklerimi bir mekanda nasıl uygulayabilirim diye her daim düşündüm. Bu atölyemde çalışmaya başlamadan önce duvarlarından mobilyasına kadar her şeyi elden geçirdim. O düşündüklerimi gerçekleştirmiş oldum.

“ORAYI BOŞALTINDA BİZ ÇALIŞALIM” DİYORLAR

-Buraya gelen ziyaretçiler, kursiyerleriniz atölyeyi nasıl buluyor?

Gelenler çok ilginç ve güzel buluyor. Afyon’da duvar resmi çok alışık olunan bir durum değil aslında. Herkes başlarda şaşırıyor. Burası renkli bir mekân oldu. Şaşırıyorlar. Herkes çok huzurlu bir yer olduğunu dinlendiklerini söylüyor. Özellikle Gazeteciler Derneği Başkanı Mehmet Abdioğulları bu konuda talepleri oluyor. “Orayı boşaltında biz çalışalım” diyorlar.  Bizim işimiz taleple ilgili. Bu duvar resmini kişilerin önce görmesi gerekiyor. Akıllarına yatacak ve talep edecekler. Bizim işimiz böyle bir şey. Benim atölyeyi bu şekle getirme sebebim bu. İnsanların önce görmesini ve talep etmesini istiyorum.    Farklılığı önce görmelerini istiyorum.

ANKARA’DAN AFYON’A BU YÜZDEN DÖNDÜM

-Afyon’un sanat potansiyelini nasıl görüyorsunuz?

Afyon’un düşünülenden çok fazla potansiyeli var bence. Bende Afyonluyum. Ben bu mesleği Afyon’da yapamayacağımı düşündüğüm için bir dönem Ankara’ya yerleşmiştim. Fakat daha sonra bu potansiyelin farkına vardım. Ve buraya geldim. Şu anda burada olma sebebim bu işin Afyon’da yapılabiliyor olmasıdır. Benim bildiğim kadarıyla Afyon’da birkaç tane atölye var. Bundan çok memnunum. Atölyenin artması demek insanların ilgisinin artması demektir. Her atölyenin yaklaşımı, konsepti farklı ama bu güzel bir gelişme.

İŞİMİ HAYATLA İLİŞKİLENDİRİYORUM

-Anlattıklarınıza bakıldığında bu iş sizin için sadece bir meslek değil galiba. Yaşam biçimi diyebilir miyiz?

Kesinlikle öyle. Bir resim yaparken yada bir kişinin yaptığı esere baktığımda onu mutlaka hayatla ilişkilendiriyorum. Eserde yapılan yanlışa bile hayat penceresinden bakıyorum. Diyorum ki bu yapılan yanlıştan ders almalıyız. Ve onu düzeltmeliyiz. Yanlış bir renk tercih ettik. Yada o rengin orada olmaması gerektiğine karar verdik. O hatayı tekrar yapmamamız gerektiğini düşünerek hayatla ilişkilendiriyordum.

SANATTA YETENEĞE İNANMIYORUM, ÇÜNKÜ…

-Resim yapmak bir yetenek mi, yoksa teknikleri bilmemek mi sizce?

Bence teknikleri bilmemektir. İsteyen herkes resim yapabilir. Yetenekli olmasına gerek yok. Hayal dünyası önemli elbette. Fakat bir şey yaptıkça gelişen bir alan burası. Bir insan bir işe başladığında önce yavaş ilerleyecek. Fakat giderek o iş onun hayatında daha fazla yer kaplayacak. Zamanla daha kapsamlı düşünecek. Sanatta yeteneğe şöyle inanmıyorum. Belki sizinde bir yeteneğiniz var. Fakat hayat koşulları hepimizi gölgeliyor. İstiyor olmak, ilgisinin olması başlangıç için yeterlidir.

DAĞINIK OLMAK GEREKİYOR

-Resim sizin için sadece bu mekânda mı geçeli? Evde durumlar nasıl?

Evde çizerek çalışabiliyorum. Oğlumla ilgilenmem gerekiyor. Resimde biraz yayılmanız gerekiyor. Biraz dağınık olmak gerekiyor. Sonra bir şekilde toparlarsınız. Ev yaşanılan bir yer olduğu için tam anlamıyla istediğiniz zemin oluşmuyor.

Sanatçının dağınık mı olması gerekiyor?

Dağılabilir olması gerekiyor. Çok derli toplu olunmuyor. Sonradan düzenliyorsunuz. Çok dağınık olmakta insanın kafasını karıştırıyor.  Mutlaka bir eser yaparken ortalık dağılıyor.  Dağınıklığın içerisinde bir şeyler çıkıyor.Bunu değerlendirmek gerekiyor. O yüzden bizlerde dağıtıyoruz ve tekrar toparlıyoruz. O esnada ortaya bir eser çıkıyor.

KÖTÜ TANITIMI BIRAKALIM ZENGİNLİĞİMİZİ FARK EDELİM

Sokak sanatlarını büyükşehirlerde çok sık görüyoruz. Afyonkarahisar’ı bu noktada nasıl görüyorsunuz?

Afyonkarahisar’da bu tür çalışmalar muhakkak olmalı. Çok istiyorum. Bir şehrin kültürel yapısı o şehrin vitrinleriyle, sokaklarıyla kendisini gösteriyor. Bizim mesela gerçekten şehir olduğumuz sokakların düzenlemesi ile ortaya çıkıyor. Sokak sanatı da bu noktada görüyor olmamız gerekiyor. Ben artık bununda olacağını düşünüyorum. Çünkü üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi var. Daha çok insan bu işlerle ilgileniyor. Bu az evvel söylediğim gibi bir talep meselesi. Afyon birçok anlamda önemli bir merkez. Hem geçmişte Frigler, Hitiler, yakın tarihte Kurtuluş Savaşı’nın başladığı yer olması anlamında önemli bir merkez. Fakat bizim buna önem vermemiz gerekiyor. Fakat bizim yapmadığımız tek şey bu. Kendimize her daim şunu söylüyoruz. Afyonlular yozdur. Afyonlular sanatı sevmez. Ben hiçbir şehirde kendisini bu şekilde tanıtan bir halk görmedim. Biz hep kendimizi böyle olumsuz tanıtıyoruz. Bizim önce bu konuyu aşmamız gerekiyor. Bunu aştığımız zaman talep etmeye başlayacağız. Sokak resimleri isteyeceğiz. Buraya geliyorlar. Afyon’da böyle bir atölyenin olmasına şaşıyorlar. Neden şaşıyoruz ki. Afyon değerli insanları yetiştirmiş bir memleket. Neden şöyle küçük bir atölye olmasın. Çok mu? Bana göre değil. Bizde hep Afyon’a kötü durumları layık görüyoruz gibi bir algı var. Bundan kurtulmalıyız.

IMG_5351GÜNLÜK YAŞANTIDAN BESLENİYORUM

-Nelerden ilham alıyorsunuz? Başak Nakilcioğlu’nu sanatsal anlamda besleyen argümanlar neler?

Ben eski ustaları yakından takip ediyorum. Fakat günlük yaşantı beni besleyen en büyük etmen. Her hangi bir andan kolaylıkla beslenebilirim. Baktığınızda resimsel olmayan bir sahne bile bana çok büyük bir ilham kaynağı olabilir. Daha çok resimde bunu yansıtmaya çalışırım. Şu anda da gözlerin olmadığı tablolar üzerinde çalışıyorum. Bizler hep gözlere odaklanıyoruz. Hâlbuki vücudun duruşu, mimikler pek çok şey anlatıyor. Bende bu konuda çalışma yapıyorum. Sergileri takip ediyorum. Fakat günlük hayatta sıradan dediğimiz durumlar bana hitap ediyor.

DOKTOR JİVAGO’YU OKUYORUM

-Peki kitaplarla aramız nasıl? Daha çok hangi tür kitaplar okuyoruz?

Bilim Kurgu’yu çok seviyorum. Tasarımı çok seviyorum. Yazar atmosferi, mekanları tasarlamak zorunda. Kıyafetler, objeler tasarlanıyor. Ondan dolayı bilim kurguyu çok seviyorum. Tabi klasik eserleri de çok seviyorum. Şu anda Doktor Jivago’yu okuyorum. Seviyorum okumayı.

BABAM‘KIZIM ARTIK DENEME’ DEMİŞTİ

Mutfakta nasılız? Sanattaki başarı mutfağa yansıyor mu?

Mutfakta iyiyiz. Fakat ne gerek var şimdi. (Gülüyor) Ben bazen deniyorum. (Yine uzun bir gülüşme var) mesela farklı bir şey yapayım istiyorum. Babam bana çok söylenmişti. Kızım artık deneme demişti. Normal yemekleri yapıyorum. Klasik yemekleri yapıyorum. Fakat çeşitlendirmeye zamanım olmuyor.

-Çok teşekkür ederiz Başak Hanım. Çok keyifli ve lezzetli bir muhabbet oldu.

Ben teşekkür ederim. Çok keyif aldım. >>Nail Azbay

 

 

 

 

Başak Nakilcioğlu kimdir?

1975 yılında Afyonkarahisar’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Afyon’da tamamladı.

Anadolu Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Resim Bölümü’nden mezun oldu.

Hacettepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü Yüksek Lisans programında özel öğrenci olarak bulundu.

Afyon Kocatepe Üniversitesi Disiplinlerarası Sanat Tasarım üzerine yüksek lisans eğitimi alıyor.

Devlet Tiyatroları’nda sahne kurucu olarak çalıştı.

Pek çok kez resim sergisine imza attı.

Ahşap oyma, sanatsal obje uygulaması ve üç boyutlu çalışmalarda uzman.

Şuanda Afyonkarahisar’da kendisine ait Deniz Sanat Atölyesi’nde yetişkinlere, gençlere ve çocuklara resim dersi veriyor.

15 Şubat 2018 – Türkeli Gazetesi

Bir Yorum Yazın