KENDİ HİKÂYENİZE SAHİP ÇIKIN

Gönderi Zamanı: 25 Nisan 2018 14:08 Okunma Sayısı:161 Kategori: Köşe Yazıları

ÖLÜMÜN elinden her beşer gibi bende kurtulamayacağım.

Bir gün benimde ruhum bu alemi terk edecek.

Fakat kurtarmak istediklerim var.

Kurtarmak istediğim hikâyeler var.

Dünya var oldukça yaşamasını istediğim tutkularım ve yaşanmışlıklarım var.

İşte bu yüzden yazıyorum.

“Seviye ve Süleyman” da işte bu hikayelerden bir tanesi.

Benim için beklide en kıymetlisi.

Çünkü bu eserde ben uzaklara gitmiyorum. Farklı kültürlerden beslenmiyorum. Bizzat annem Seviye Hanım’dan besleniyorum.

ACI, SEVİNÇ, HÜZÜN VE AŞK…

AZ Yayınları’ndan önceki günlerde çıkan ve okuyucularla buluşan bu eser aslında benim eserim değil.

Ben sadece bir aracıyım.

Bu hikâye bizzat annem Seviye Hanım’ın yaşanmışlıklarının ortaya konulduğu bir eserdir.

Daha doğrusu onun nezdinde bütün Anadolu kadınlarının ortak sesidir.

Onların acılarıdır, sevinçleridir, hüzünleridir, aşklarıdır…

Kısacası bu kitap Anadolu kadınının ta kendisidir.

Bu kitabın sayfalarında yaşananlar aslında bitmiş değildir.

Halen farklı şehirlerin farklı sokaklarında farklı bedenlerde yaşanıyordur, yaşanacaktır.

KENDİ HİKÂYENİZİN SESİNE KULAK VERİN

Kitabın kapağını aralayıp satırların arasına daldığınızda, bir hikâye bulacaksınız.

Bir ses duyacaksınız.

Daha doğrusu kendi hikâyenizin sesini duyacaksınız.

Ben bu kitapta annem Seviye Hanım nezdinde bütün Anadolu kadınlarının sesi, soluğu olmaya çalıştım.

Kendi sesinize kulak verin!

ANNEM BABAMLA BULUŞTUANNEM BABAMLA BULUŞTU

Kitabın bir başka yönü daha var.

Ben yıllar evvel, henüz 9 yaşında küçük bir çocukken kaybetmeyi öğrenmiştim.

Babamı o günlerde kaybetmiştim.

Fakat sadece kaybeden ben değildim.

Annemdi.

Kuşkusuz benden çok derin acı çeken isim oydu.

Ben bu kitapla annemle babamı yeniden bir araya getirmeye çalıştım.

Gücüm kuvvetim ancak buna yetti.

Dünya var oldukça, kitaplar yaşadıkça, ben bu dünyadan göçüp gitsem de onlar bu satırlarda nefes alacaklar.

Bu bağlamda kitaptaki “Süleyman” ifadesi babamın ta kendisi olmaktadır.

DOĞDU, ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜDOĞDU, ETE KEMİĞE BÜRÜNDÜ

Yeri gelmişken şunu da ifade etmekte fayda var.

Kitabın içerisi kadar kapak resminde de kadın eli, kadın emeği bulunuyor.

Kapak resminde yer alan çizim Afyonkarahisarlı Ressam Başak Nakilcioğlu’na ait.

Kendisi ile ilk tanışmamız da birkaç dakika da bir “resim yapabiliyor musunuz?” sorusunu yöneltmiş ve belli süre sonra bu soruma karşı birlikte tebessüm etmiştik.

Halen, bir araya geldiğimizde bu soruyu hatırlar ve yeniden güleriz.

Bir ressama “resim yapabiliyor musunuz?” sorusunu yöneltmek sanırım benim cahilliğim ve resim konusunda beceriksiz oluşumdan kaynaklanıyordu.

Başak Hanım’a bu kitabın hikâyesini anlatarak neler yapabiliriz üzerine sohbet etmiştik.

Bir akşam bu kitabın kapağı ile yapılan çalışmayı Başak Hanım bana göndermişti.

Gelen dosyayı görür görmez uzun uzun resmi süzmüştüm.

O kadar etkilenmiştim ki o gece uykumu uzaklara sürgün etmiştim.

Annem Seviye Hanım anlattıklarıyla bu eserin doğmasına, Başak Hanım’da çizdiği resimle hikayenin ete kemiğe bürünmesine vesile oldu.

Bende bütün bu yaşananları anlatmaya talip olan sıradan biri…

SAHİP ÇIKIN

Şimdi sözü noktalayalım.

“Seviye ve Süleyman”a iyi bakın.

Onlar bu toprakların ortak sesi, ortak geçmişi…

Onlara sahip çıkın.

Yani onlar nezdinde “kendi hikayenize” sahip çıkın.

25 Nisan 2018 – Türkeli Gazetesi

 

Bir Yorum Yazın