Karadeniz’e derin bir yolculuk -5-

Gönderi Zamanı: 29 Eylül 2015 11:41 Okunma Sayısı:719 Kategori: Köşe Yazıları Nail Geziyor

karadeniz not 5 (1)Yüzünü Avrupa’ya çevirmiş şehir: BATUM

Güneşin yeryüzünü selamlamaya yeltendiği vakitlerde uyanmış, gözü kapalı bir vaziyette kahvaltı yaptıktan sonra Gürcistan’ın özerk bölgesi olan Acara Devletinin başkentine, Batum şehrine doğru yol aldık. Sarp Sınır kapısında çatık kaşlı, sert bakışlı Gürcü polisin gözetimi altında Gürcistan’a merhaba dedim. Sınırdan kopup şehir merkezine ilerlediğimiz vakitlerde her zaman olduğu gibi bize, Karadeniz’in o tanıdık siması eşlik etti. Zaman zaman Sovyetler döneminde inşa edilen yüksek binalara rastlasak da o bizi hiç yalnız bırakmadı. Anadolu’dan alıp geldiği o güzel havayla bizi her daim besledi.

314 sene Osmanlı hüküm sürdü

Batum, Osmanlı nesli olan bizler içinde büyük önem taşıyan bir kent. Tam 314 sene boyunca ecdadımız bu topraklarda hüküm sürdü. Bunu, soluduğu havayı ciğerlerine derinlemesine çekip, bünyesinde içselleştirebilenler hissedebilir. Lazistan Sancağı’nın merkezi olan Batum’u, Ayastefanos Antlaşması ve Berlin Antlaşması ile şehir Rusya’ya bıraktığımızı belirterek, tarihi bilgi aktarma görevimizi noktalayalım.

karadeniz not 5 (5)Cuma günleri dışında ezan okunmaz

Batum’da ilk durağımız bir döviz bürosu. Türk lirasını, Gürcistan’ın para birimi olan lari’ye dönüştürüyor, akabinde şehrin kalbine doğru yol alıyoruz. Osmanlı döneminden kalma Orta Cami’de şehir turuna başlıyoruz. Bu cami, Müslümanlıkla yoğrulmuş Anadolu topraklarından kopup gelmiş bir nesle, yabancı bakışlar altında samimi ve sıcak bir bakış atıyor. Burada şöyle bir soru aklınızı kurcalayabilir. “Batum’da cami var. Peki ya Cami’yi cami ilan eden Ezanı Muhammediye sesi var mı?” İsterseniz bu sorunun yanıtını Rehberimiz Mehmet Hoca’dan dinleyelim. “Batum’da cuma günleri dışında ezan okunmaz. Yasaktır.”

karadeniz not 5 (8)Kıyafette ilk tercih: Etek

Batum şehrini adımlarken bize hafif hafif çiseleyen yağmurda eşlik etmeye başladı. Yağmura aldırış etmeyen Batumlu kadınlar, kıyafet olarak çoğunlukla etek giymeyi tercih etmiş. Sanırım bu şehrin kadını kıyafet olarakken çok etek giymeyi çok seviyor. Ayaklarına giydikleri topuklu ayakkabılar ve gelişi güzel sıktıkları parfümle, yanı başımızdan geçen pek çok Batumlu kadının etekli oluşundan bunu söyleme cüretinde bulunuyorum.

karadeniz not 5 (2)Avrupa mimarisi hâkim

Batum şehrinin havasını teneffüs ettiğimiz vakitlerde kendimi zaman zaman Avrupa şehirlerinde hissettim. Batum bu duruşuyla “Ben artık Sovyetlerden koptum, yüzümü Avrupa’ya çevirdim” der gibiydi. Düzgün caddeleri ve kaldırımları, trafikte yayaya yol verme kültürünün yanı başına inşa edilmiş şatafatlı Avrupa mimarisi bizleri pek çok koldan selamlıyordu.

 

 

 

karadeniz not 5 (10)Taklitçilik zirve yapmış

Ancak şatafatlı olan bu binaların pek çoğu taklit edilmiş bir vaziyetteydi. Mesela İzmir’in simgesi haline gelmiş saat kulesini bire bir taklit edilmiş ve Batum limanına kondurulmuş bir vaziyette görmeniz mümkün. Yakın bir zamanda Gürcülerin milli içeceği olan Çaça’nın (bir tür alkol) bu kuledeki musluklardan akacağını da buraya not düşerek ifade edelim. Rehberimiz Mehmet Hoca bu esnada araya girsin ve birkaç önemli detayı bize aktarsın: “Batum halkı bu taklitçiliği inkâr etmiyor. Bilakis bunu kabul ediyorlar. Bu şekilde şehrin pek çok yerinde Avrupa’nın önemli şehirlerinde bulunan yapıların taklit edildiğini görebilirsiniz.”

karadeniz not 5 (9)Sovyet mirası yıkılıyor

Her ne kadar Avrupa mimarisinden söz etsek de, bu kara parçası üzerinde henüz tam manasıyla silinememiş Sovyet izleri var. Bu izlerin en büyük delili ise Sovyetlerden kalma çok katlı apartmanlar. Gömme balkonunda birkaç saat önce yıkanıp kuruması için serilmiş çamaşırların bulunduğu, çatısız bir vaziyette bizlere göz kırpan bu binalar, şu günlerde işçilere ve öğrencilere kiralanmış vaziyette. Ancak burada bir parantez açalım. Bu binalar, tuvalet ve banyo ihtiyacını ortak bir vaziyette giderecek şekilde inşa edilmiş. Yani sizin banyonuzdan karşı komşunuzun bornozuyla çıkışına her an şahit olabilirsiniz!

İnşaat sektörü çok hızlı

Medeniyetten çok uzak kalmış, Sovyetlerden kalma bu binalar hışımla yıkılıyor, yerlerine Avrupa mimarisini giyinmiş yeni ve yüksek binalar inşa ediliyor. Bu sözden de anlaşılacağı üzere, Batum’da inşaat sektörü çok hızlı. Ellişer veyahut yüzer metre aralıklarla pek çok şantiyeyle karşılaşmanız mümkün. Bu sektörde Türk firmalarının da olduğunu, şantiyelerin hemen önüne kondurulmuş firma logolarından anlamak mümkün.

karadeniz notttttt 5 (3)Türkiye’yi andırıyor

Şehir merkezinden kopup, ruhumu taşıyan beden elbisemle sahil kenarına vardığımda, bende tipik bir Doğu Anadolu şehrine varmış izlenimi uyandı. Denizin diğer ucundaki tepelerde, limon ağaçlarının arasında kalmış evler, bu hissiyatın bende uyanmasını sağlayan en önemli faktör oldu. Yolda yürürken hemen yanı başımızdan geçen, üzerindeki süslerden düğün konvoyu olduğu anlaşılan araçlarda bu hissiyatımı güçlendirdi. Demek ki, bizdeki adetlerin bazıları burada da var.

karadeniz not 5 (3)

Bir avuç boyundaki mantılar… Açık konuşmak gerekirse ne görünüşü, nede lezzeti hiç hoş değil.

Batum’un ilginç yemekleri

Aracındaki plakadan Trabzonlular tarafından işletildiği anlaşılan, Batum yemeklerini tüketebileceğimiz bir işletmeye geldik. Biz varmadan hazırlanan masalara oturduğumuz vakitlerde, kırık dökük bir Türkçe ile bizi selamlayan ve üzerlerindeki elbiselerden garson oldukları anlaşılan güzel bakışlı Gürcü kızları, bizleri bir nebzede olsun kendi ülkemizde hissettirmişti. Masamızda sarımtırak bir renge bürünmüş, duruşuyla birayı andıran ancak üzerindeki şekillerden ayva aromalı bir gazoz olduğu anlaşılan, Batum’a has içecekle burada tanıştım. Oldukça lezzetli ve rahatlatıcı bir tadı var. Bu esnada et ve patatesin hakim olduğu ancak bizdeki kadar sulu olmayan bir yemek önümüzde bitti. Onu, sıkı sıkı yumulmuş  bir yumruk boyunda olan mantı takip etti. Türkiye’deki misket boyunda olan mantıdan sonra bu kadar büyük bir mantıyla karşılaşmak beni oldukça tedirgin etti. Çünkü görüntü itibariyle hiç cazip durmuyordu. Birkaç çatal darbesiyle tadına baktım. Damak tadıma uymayan bir lezzetle karşılaştım. Mantıdan sonra fırında pişmiş mantar, mantının bende bıraktığı izlenimi biraz olsun kırmayı başardı. Onu takip eden peynirli pide de midemi biraz daha sakinleştirdi. Bu pide, lezzet olarak mıhlamanın pideyle servis edilmiş haline benziyordu. Yemekten sonra “daha fazla burada durmayalım” düşüncesiyle yeniden sınıra doğru yol aldık. Yine çatık kaşlı, sert bakışlı Gürcü polisler nezaretinde ülkeme kavuşmanın heyecanını derinden hissettim.

karadeniz not 5 (4)

Batum yemeklerini hep birlikte keşfettik.

Batum'da ismine Gökkuşağı dediğimiz ekip... Hep birlikteyiz... Mutluyuz.

Batum’u ismine çok sonradan Gökkuşağı dediğimiz ekip ile keşfettik.

karadeniz not 55Huzur veren ortam

Batum’dan döndüğümüz akşam, yeşile bürünmüş Zigana Dağları ortasında inşa edilmiş, bungalov evlerde konakladım. Ruhumun huzur bulduğu bu ortamda Hamsiköy sütlacıyla midemde yeniden huzur buluyordu. İlerleyen saatlerde çay eşliğinde demlenen muhabbetimiz, huzurlu yanlarımıza güzel bir lezzet ilave etmekle meşguldü.

Yarın, Dünya’nın cennetinde yani Trabzon Uzungöl’de olacağız. Oradan Sümela Manastırı’na uğrayıp Doğu Karadeniz izlenimlerimize nokta koyacağız. Bekliyorum.

 

29 Eylül 2015 – Gazete 3 

Bir Yorum Yazın