Karadeniz’e derin bir yolculuk -4-

Gönderi Zamanı: 28 Eylül 2015 10:57 Okunma Sayısı:641 Kategori: Köşe Yazıları Nail Geziyor

karadeniz 4 (9)FIRTINA VADİSİ, SÜRMENE BIÇAĞI VE ÇAY BAHÇELERİ…

Sürmene dediğimizde akla gelen ilk şey bıçak. Bu ilçedeki bıçak sanayisi kendisini yetiştirerek ülkeye nam salmış. Sürmene bıçağının meşhur olmasındaki en önemli sebep, ustaların çeliğe su vermedeki maharetinde saklı. Eski tarihlerde çeliğe su verme işi yunus yağı ile yapılmaktaymış. Sonradan yunus yağı yasaklanınca, normal su kullanılır olmuş. Eski ustalar yunus yağı ile su verilen bıçakların daha iyi ve keskin olduğunu söylemekteymiş. Bu bilgiler ışında Trabzon’un bu eşsiz ilçesindeki bir bıçakçıya adım atıyoruz. Bu işletmenin vitrini, büyük emek harcanarak imal edilmiş bıçaklarla donatılmış. Her ne kadar kesici, delici bu tip ürünlere merakım olmasa da vitrinden yükselen o şaşalı bıçaklar göz kamaştırıcı.

karadeniz 4 (6)Bıçağın ömrü 75 ila 80 yıl arasında değişiyor

İşletmeye adım atar atmaz güzel giyimli, ön saçlarının pek çoğu dökülmüş işletme sahibi İsmail Karalı, bizleri karşılıyor. İsmail Karalı, Karadeniz şivesinin hakim olduğu anlaşılan bir üslupla bıçak kullanımından, bakımına kadar pek çok kıymetli bilgiyi bizlerle paylaşmaktan gocunmuyordu. Dinleyelim, öğrenelim: “Bıçakları portakal, limon ve mandalina gibi asit içeren meyveleri kestikten sonra muhakkak musluk suyu ile duralayın. Kesimlerinizi hijyenik kesim tahtaları üzerinde yapmanız durumunda sürmene bıçakları ömür boyu garantilidir. Bir bıçak ömrü 75 ile 80 arasında değişmektedir.”

karadeniz 4 (7)Bıçak bilemenin püf noktası

“Bıçaklar bir yada bir buçuk yıl içerisinde aşınacaktır. Bundan dolayı bıçakların bilenmesine ihtiyaç duyulacaktır. Bıçak bileme taşlarıyla profesyonel bir sonuç alabiliriz. 37 derecelik bir açıyla taş ve bıçağın kesiştiği noktaya odaklanırsınız. Baştan başlayıp sapa kadar iniyorum. Aslında bunu anlatmak daha zor, uygulamak ise daha kolaydır. Bu açıyı birkaç defa deneme yanılma yöntemiyle kendiniz keşfedebilirsiniz. Buda sizin başarı öykünüz olur. ”

karadeniz 4 (1)Mıhlamanın icabına baktım

Şimdide Fırtına Vadisine doğru yol alıyoruz. Saatler öğlen vaktine yaklaşmış. Karnımdan enteresan sesler duyar gibiyim. Vadiyle yan yana olan bir restorana geçip, biz gelmeden hazır edilmiş masalarımıza yerleşiyoruz. Önümüze bu yörenin herhangi bir deresinden ele geçirilmiş alabalık geliyor. Onun icabına derhal bakıp karnımdaki anlamsız sesi dindirmeye çalışıyorum. Alabalıktan sonra bu bölgeye has mıhlamanın da tadına bakıyorum. Fevkalade güzel. Mideme yakıştı. Onun akabinde laz böreğinin işini birkaç çatal bıçak darbesiyle bitiriyorum. Börek dediğime bakmayın arasına sıkışmış muhallebiyle tatlı rolünü üstlenmiş. Oda midem tarafından kabul görmüş durumda.

karadeniz 4 (11)Hem kardeş, hem arkadaşlar

Yeşim ve Nermin (Parlar) kardeşlerle bu sofrada tanış oldum. İlk etapta iki kardeşi arkadaş olarak kabul eden bir avuçluk beynim, o sohbetten sonra çok yanılmamış görünüyordu. Bu düşüncemi iki kardeşe aktardığımda “Biz arkadaş olabilmeyi başarmış kardeşleriz” yanıtıyla muhatap olmuştum. Ne kadar güzel bir fotoğraf bu. Günümüz dünyasında kardeş olmayı beceremeyen yüzlerce insanla karşılaşmış biri olarak, bu iki güzel insanın önce kardeşliği sonrada arkadaşlığı birlikte inşa etmelerine tanık olmam bende tarifi mümkün olmayan bir sevincin doğmasına sebep oldu. Yeşim ve Nermin kardeşlerin, kardeşliği becerememişlere örnek teşkil etmesini umut ediyorum.

karadeniz 4 (8)Çay toplar gibi yaptım

Günün devamında, halatla dere üzerinden karşıdan karşıya geçerek adrenalini biraz yükseltiyoruz. Onu horonla perçinliyoruz. Ara ara yağmur atıştırsa da bizi o an kimse durduracak güçte değil. Taşköprü’den geçip çay bahçesine uzanıyoruz. Yalancıktan da olsa, fotoğraf çektirecek kadar çay toplayıcı makası elime alıp, çay toplama gayretine yelteniyorum. Kısmen başarılı olsam da, bu işin oldukça meşakkatli bir iş olduğunu keşfediyorum. Bu işle uğraşanlara lütfen saygı duyun, evinizde höpürdeterek içtiğiniz çayda onların alın terini hissedin. Ve onlara iş kolaylığı dileyin.

Dere üzerinden halatla karşıdan karşıya geçiyoruz. Oldukça eğlenceli.

Dere üzerinden halatla karşıdan karşıya geçiyoruz. Oldukça eğlenceli.

Karadeniz lezzet abidesi horon, günümüze renk katıyor.

Karadeniz’in lezzet abidesi olan horon, günümüze renk kattı.

karadeniz 4 (4)Zilkale’nin manzarası müthiş

Vakti zamanında tüccarlar tarafından sığınak olarak kullanılan Zilkale, şimdilerde inanılmaz manzarasıyla tüm dikkatleri üzerine çekmiş durumda. Penceresinden baktığınızda, bulutlarla tepelerdeki ağaçların aşk yaşadığını görebilirsiniz. Ve bu aşka uzun süre takılı kalıp, öylece seyre dalabilirsiniz. Bu manzaraya karşı sayısız fotoğraf karesi çekebilirsiniz. Öyle ki, kaleden çok manzaraya karşı fotoğraf çeken arkadaşlarıma şahit oldum. Kaçkar dağları eteklerine inşa edilmiş bu kalede bende dayanamayıp zeybek oynadım. Egenin zeybek selamını Karadeniz’in hikaye dolu Kaçkar dağlarına ilettim. Vazifemi yerine getirmenin sevincini yaşıyorum.

karadeniz 4 (5)Ağaçlarla bulutların aşkı

Dönüş yolunda vadinin ortasındaki küçük bir kahvehane önünde duruyoruz. Çay molası için araçları istop edip, kahvehanenin bitişiğinde mistik bir duyguyla akıp duran dereye kulak veriyoruz. Daha sonra ise yüzümüzü yalayan rüzgara teslim oluyoruz. Zaman zamanda muhabbet etmeyi ihmal etmiyorum. Çayımı yudumlarken hemen ileriki tepelerin zirvesine gözüm kayıyor. Yeryüzüyle buluşmak üzere olan bulutlar, tepelere çok önceleri dikildikleri her hallerinden belli olan ağaçları teker teker öpüyor. Damağımdaki çay yudumu onların o kusursuz vaziyetleri karşısında daha bir lezzet abidesi oluveriyor. Onları ürkütmemek için fotoğraf makinamın deklanşör tuşuna basmaktan bile geri duruyorum.

Ayder yaylasına sis engeli

Uzun uzuna anlatmak istediğim bir başka konumda Ayder Yaylasıydı. Havasını teneffüs etmek nasip oldu ancak kendisini görmek nasip olmadı. Yaylanın her zerresini örten sis bulutu bu yayla ile tanışma fırsatını elimden aldı. Deyim yerindeyse Ayder’i görmeyi bırakın burnumun ucunu zor gördüm.  Sis bulutlarının altından akan şelale sesine dikkat kesildim. Göremesem de dinlendirici yanını ruhumla keşfetme gayretine düştüm. Yaylada yöreye has peynir, tereyağı gibi pek çok lezzet ürününü bulabileceğiniz işletmeler mevcut. Ama bana kalırsa işletme sahipleriyle görüşüp beğendiğiniz ürünü kargo yapmaları konusunda ikna etmek daha akıllıca. O kadar yükle seyahat etmek hiç bana göre değil. Eğer sizde benim gibi gittiğiniz yerden hafif bir vaziyette dönmek istiyorsanız bu tavsiyemi ciddiye alabilirsiniz. Sadece bir tavsiye. Tercih her zaman olduğu gibi yine sizlerin.

Ardeşen’de konaklıyoruz

Akşama doğru Rize’nin Ardeşen ilçesine yol alıp, Patulya otele yerleşiyoruz. Otel üç yıldızlı olmasına rağmen oldukça çevreci olma yönüyle beş yıldız! Odalarda cam, kağıt ve metal atıkların atılacağı üç ayrı çöp kovası bırakılarak, duyarlı bir duruş sergilenmiş. Ancak otelin yemekleri için aynı şeyi söylemek mümkün değil. Bu konuda bonkör olun demiyorum ama cimride olmayın. Otelde akşam yemeğinden sonra muhabbet masası oluşturulduğunu gözlemleyip, kendimi oraya attım. Burada gecenin ilerleyen saatlerine kadar derinlemesine bir tanışma ve koyu bir sohbet rüzgârı esti. Güzeldi.

Yarın sırtını Rusya’ya dönmüş, yüzünü ise Avrupa’ya çevirmiş Gürcistan’ın Batum şehrinde olacağız. Bekliyorum.

28 Ekim 2015 – Gazete 3

 

Bir Yorum Yazın