Kanlı Demokrasi Düğünü

Gönderi Zamanı: 18 Temmuz 2016 10:17 Okunma Sayısı:610 Kategori: Köşe Yazıları

KISA bir süre önce tamamladığım askerlik vazifemin hafızama kazıdığı “Harp Okulu Marşı”nın şu satırları şimdi benim için çok daha anlamlı hale geldi.

“Kanla, irfanla kurduk biz bu Cumhuriyeti…”

Evet, Harp Okulu Marşı’nın bir satırı aynen böyle diyor…

Cumhuriyetin bu topraklarda doğabilmesi için binlerce insanın kanının aktığından bahsediyor. Esasen askerlik vazifemde bu marşı defalarca okumama rağmen anlamı üzerine pek yoğunlaşamadığımı fark ediyorum şuan.

Marşın bu satırını anlamam için; milletin evinin, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bombalanması gerekiyormuş…

Marşın bu satırını anlamam için; görevi bu halkı korumak olan bir ordunun üniformasını giymiş, asker maskeli canilerin halkın üzerine bombalar yağdırması gerekiyormuş…

Marşın bu satırını anlamam için; bu ülkenin sokaklarında yeniden tankların yürümesi gerekiyormuş…

Marşın bu satırını anlamam için; bu ülkenin askeri ve polisinin düşman gibi birbirlerine girmesi gerekiyormuş…

Marşın bu satırını anlamam için; bu ülkenin namusuna, iradesine, düşüncesine ve milletin ta kendisine silahların çevrilmesi gerekiyormuş…

Marşın bu satırını anlamam için; yüzlerce insanın yeniden kanlarının akması gerekiyormuş…

İtiraf edeyim.

Kendimden utanıyorum.

Bütün bunları yeni idrak edebildiğim için kendimden utanıyorum…

HEYECANLANDIĞIM FOTOĞRAF

BÜTÜN bu utancımın yanında heyecanlandığım bir fotoğrafta var.

Bu ülkenin iradesini temsil eden siyasi partilerin tamamı “demokrasi” için el ele verebildiği için heyecan duyuyorum.

Bu ülkede yayın yapan gazeteler, televizyonlar ve radyolar “demokrasi” için aynı dili, aynı gayeyi yüklendikleri için heyecan duyuyorum.

En önemlisi de, tankların üzerine çıkan, darbeye “geçemezsin” diyerek, bundan sonraki olası darbe planlarını da yok eden bir halkın “demokrasi” için yeniden yan yana gelebildiğini görebilmekten büyük heyecan duyuyorum.

 AFYON DEMOKRASİYE SAHİP ÇIKIYOR

İKİ gündür Anıtpark’ta halkın demokrasiye sarılışına tanık oluyorum.

Bakın halk diyorum.

AK Partili demiyorum…

Cumhuriyet Halk Partili demiyorum…

Milliyetçi Hareket Partili demiyorum…

Tayyip Erdoğan’ı sevenler demiyorum…

Halk diyorum.

Halk, özgürce nefes alabileceği, insanca yaşayabileceği tek düzenin demokrasi olduğunu anladı. Anladık. O yüzden bu halk, demokrasiye sıkı sıkı sarıldı. Sarıldık. Ondan birkaç saatliğine bile olsa ayrılmanın fıtratına ne derece aykırı olduğunu gördü. Gördük.

Anıtpark’ta ilk gece beni, hırpalayarak kendime getiren pek çok sahneyle karşılaştım. Köyden gelmiş ve şalvar giymiş bir teyzemizle şehirde yaşayan kot pantolon giymiş bir ablamız yan yanaydı. Başı açık olan bir vatandaşımızla başında türbanı olan bir başka vatandaşımız yan yanaydı. Herkesin elinde tek bir bayrak vardı… Türk Bayrağı… Herkes bir düğüne gider gibi ailecek meydana gelmişti. Kundaktaki bebeğiyle gelenler vardı.  Demokrasi için, ülkesi için, milleti için herkes yan yana saf tutmuştu. Meydanda Kuran okuyanlarla karşılaştım. Halk huzurun, özgürlüğün doğduğu bir sabaha kavuşmak için geceden sabaha kadar dua etti. Bu kadar sözü kirletmek istemem ancak söylemeden edemeyeceğim. Çok azınlıkta da olsa birkaç damla alkolle aklını, zihnini uyuşturan amaçsız, gayesiz, anlamsız insancıklarla da karşılaştım.

Sabahın ilk ışığıyla birlikte semalar aydınlanmaya başladı. Halk, namaz kılmak için önce abdest aldı. Namaz için şehrin tam göbeği tercih edildi. Halk, Anıtpark’ta yan yana saf tuttu. Önce erkekler, arkada ise kadınlar… Yan yana, gönül gönüle secde edildi… Dua edildi… Bu manzara gazeteci ağabeyim Murat Arısoy’un hayalini zihnime taşıdı. Murat Arısoy bayram namazlarının, Anıtpark’ta tüm halkın katılımıyla kılınmasını hayal ediyordu.

Onun hayali gerçek oldu mu sizce?

Bu yaşananları Başbakan Binali Yıldırım gibi “demokrasi bayramı” olarak tanımlarsak, evet oldu diyebiliriz.

Ancak ben demokrasi bayramından ziyade “demokrasi düğünü” kelimesini kullanmak istiyorum.  Onca insanımızın öldürülerek hayatlarının çalınmasından dolayı ben “bayram” olarak görmüyorum bugünü. Göremiyorum.

Ancak halkın tankların üzerine çıkıp özgürlüğüne, ülkesine, milletine ve demokrasisine sahip çıkması, darbeye ve bundan sonraki tüm darbe planlarına dur demesi, benim için bir düğündür.

15 Temmuz, bizim tarihimize kazınan kanlı demokrasi düğünüdür.

18 Temmuz 2016 – Gazete 3

Bir Yorum Yazın