Hayallerine koşan Yasemin Öğretmen

Gönderi Zamanı: 22 Haziran 2015 14:15 Okunma Sayısı:471 Kategori: Köşe Yazıları

ÇOCUKLUK hayallerine koşan bir öğretmen… Öğretmen olan annesinin sınav kağıtlarını saklı saklı okuyan, “bende büyüdüğümde kendi öğrencilerimin sınav kağıtlarını okuyacağım” diyen bir öğretmen… Çocukluk hayallerine “öğretmen olmayı” yerleştiren bir öğretmen… “Bir dil bir insan, iki dil iki insan” sözünü benimseyip İngilizce öğretmeni olmayı benimseyen bir öğretmen…

Yasemin (Vural) Öğretmen’den bahsediyorum. Onun için “Hayallerine koşan öğretmen” tanımlamasını uygun buluyorum. Çünkü hayallerini gerçeğe dönüştürmeyi başarmış birisi Yasemin Öğretmen. Bugün gözlerinde umut, sevgi ve muhabbet okunabiliyorsa bunun en büyük sebebi kuşkusuz hayalleriyle kucaklaşmasıdır diyebilirim.

Kendisiyle 4 yıl boyunca aynı beldede yaşamış, ancak güzel bir “merhaba” deme fırsatı bulamamış olmanın burukluğunu yaşıyorum. “Hayırlısı böyleymiş” deyip, bugün “merhaba” diyebiliyor olmanın heyecanına tutunuyorum. Hayatımdaki güzel insan sayısını Yasemin Öğretmen ile arttırdığı için Yüce Mevla’ya şükrediyorum. Şimdi, Yasemin Öğretmenin hayallerine doğru yol alalım. Onu, bizzat kendi cümlelerinden dinleyelim. Buyurun;

SINAV KÂĞITLARINI OKUMAYA CAN ATARDIM

HANİ bir laf vardır ‘’ben kendimi bildim bileli’’ diye. İşte ben kendimi bildim bileli ‘İngilizce Öğretmeni’ olmak istedim. Annemin öğretmen olması da buna en büyük etkenlerden birisidir. Daha ilkokuldayken annemin yazılı kağıtlarını okumaya can atardım. Her kağıdı cevap anahtarından tek tek bakarak okurken ilerde ben de kendi öğrencilerimin kağıtlarını okuyacağım hayalini kurardım. Üniversitede hayalini kurduğum bölümü kazandığımda mutluluktan uçmak neymiş çok iyi anladım. 5 yıl bitti ve sonunda mezun oldum. Bir an önce KPSS’yi kazanıp neresi olursa olsun Türk Bayrağının dalgalandığı her yerde öğretmenlik yapmaya hazırdım. İlk senemde KPSS’yi kazanamadım. O yıl benim için dünyanın sonuydu sanki.

BELEDİYEYE SIRADAN BİR MEMUR OLDUM

İKİNCİ yılımda yine sınava hazırlanırken Belediyelerin memur aldığını okudum internetten. İlanlara bakarken Manavgat’ın Ilıca Belediyesine başvurdum. Mülakatı da başarıyla geçerek devlet memuru olarak atandım. Öğretmenlik hayalim hayal olmuştu. Ama en azından kadrolu bir işim olduğunu düşünerek kendimi avutuyordum. Belediyeye çok çabuk uyum sağladım. Oradaki arkadaşlarımın hepsi alışma sürecinde çok yardımcı oldular bana. Ailemden uzak bir öğrenci yurdunda kaldım iki sene.

UMUDUMA TUTUNDUM

NE olursa olsun KPSS’ye hazırlanmaya devam ettim. 2011 yılında sınava girmiştim,puanım çok yüksek değildi ama içimde bir umut vardı. Tercihlerimi onaylatmanın son gününde Milli Eğitime gittiğimde oradaki memur neden Kurumlararası Atamaya başvurmadığımı sordu. Ben de heyecanla ‘yapabiliyor muyum?’ diye sormuştum. Ama son gün olmasından dolayı sistem çok yoğundu ve sayfa açılmıyordu. Uzun uğraşlar sonucu sayfa açıldı. Uşak’a uzak olmayan yerleri tercih edecektim. Afyon’da 2 yer açıktı. Okulları araştırma vakit yoktu. Biz de Alfabetik sıraya göre tercih yaptık. Birinci tercihim Afyon Anıtkaya İlköğretim Okulu oldu.

AĞLAYARAK GELEN MÜJDELİ HABER

SIRA geldi sonuçların açıklanmasına. Açıklanacağı gece heyecandan uyuyamamıştım. Sabah oldu sonuçlar açıklandı ama yoğunluktan giremiyordum. Ben denemeye devam ederken telefonum çaldı ve annem Afyon Anıtkaya İlköğretim okuluna atandığımı ağlayarak haber verdi. Duyduğum an sevinçten ilk defa ağladım. Sonunda hayallerim gerçek olmuştu. Hala inanamıyordum öğretmen olarak atandığıma.  Uşak’a geldiğimde bir an önce Anıtkaya’ya gelip okulumu görmek istiyordum. Anıtkaya’ya girdiğim an tam hayalimdeki gibi bir yer olduğunu anladım. Küçücük, şirin, samimi bir yer dedim. Muhittin abinin kahvesinde okulun yerini sormak için durduk ve Yusuf Adil Hocayla karşılaştık. Bize okulu, öğrencileri ve Anıtkaya’yı anlattı. Annem lojmanın olup olmadığını sordu. Yusuf  Adil Hoca var dediği an ben burada yaşamalıyım dedim. Sonrasında okula geçtik.

TAHTA ÖNÜNDE DERS YAPTIĞIMI HAYAL ETTİM

OKULU gördüğüm an işte benim okulum dedim. Çok beğenmiştim. Sınıfları gezdim tek tek. Tahtanın önünde kendimi ders anlatırken hayal ettim.  Çok şükür hayal değildi artık. Çocukluk hayalim gerçek olmuştu. O anki mutluluğum, heyecanım bir çocuğunkinden farksızdı. O yaz tatili geçmek bilmedi. Lojman için hazırlık yaptık. Sonunda eylül ayı geldi çattı ve okuldaki ilk günüm, tarihini unutamam 26 Eylül’de ilk dersime girip ilk öğrencilerimle tanışacaktım. İlk dersimin 5-a sınıfına olduğunu öğrendim. Kapıyı açtım. Öğrenciler de yeni öğretmenin kim olduğunu merakla bekliyorlarmış. Önce ben kendimi anlattım onlara. Sonra onlar kendilerinden bahsettiler. Ama hepsi o kadar masumdu ki… gözlerindeki o samimi, meraklı, heyecanlı bakışlarını unutamam.

ÖĞRENCİLERİMİN GARİP SORUSU

İLK gün bana sordukları şu soru garip gelmişti. “Öğretmenim siz kaç yıl buradasınız, ne zaman gideceksiniz?” O kadar çok öğretmen değiştirmişler ki benim de hemen gideceğimi düşünmüşler. Ben de onlara “sizi mezun etmeden gitmeyeceğim” demiştim. Öyle de oldu. Onlar bu sene 8.sınıf oldular ve ağlayarak mezun ettik.

İLKLERİMİ ONLARLA YAŞADIM

5-A sınıfı… İlk günkü ilk öğrencilerim, ilk heyecanım onlar benim. Bir çok ilkleri onlarda yaşadım aslında. İlk sınıf rehber öğretmenliğini, 23 Nisanda ilk etkinliğimi, ilk veli toplantısını, ilk karne dağıtımını onlarla yaptım. Okulun en yaramaz sınıfıydılar ama hani vardır ya kızsanız da kıyamazsınız. Tam da öyleydi işte. Zaman geçtikçe Anıtkaya’ya, okula ve öğrencilerime iyice alışmıştım. Benim ilk hedefim dersimi öğretmeden önce İngilizceyi sevdirmek oldu. Her hafta haftanın öğrencisini seçip panoya asıyordum. Haftanın öğrencisi olmak için çalışmaları beni gururlandırdı. İngilizceye olan ilgi ve başarı beni gerçekten mutlu etti. Gelecekte bana meslektaş çıkacak öğrencilerim var. Sınırlı imkanlarla çok güzel işler yaptık öğrencilerle.

ALLAH’A ŞÜKRETTİM…

ANITKAYA’DA öğretmene olan ilgi, sevgi, saygı o kadar yoğunki. Sabahları okula geldiğim an bana ‘günaydın’ demek için yanıma koşarak gelen öğrencilerim olduğu için Allah’a şükrettim bana böyle masum öğrenciler verdiği için. İlk öğretmenler günümü hatırlıyorum da sayısını hatırlayamayacağım kadar hediye gelmişti. Ben gerek yoktu dediğim zaman da bana dedikleri “ olur mu öğretmenim siz bize İngilizce öğretiyorsunuz, size bir hediye almışız çok mu” olmuştu. Benim için en büyük hediye kendileri oldu diyebilirim.

ÖĞRENCİLERİMLE ARKADAŞ OLDUM

ŞİMDİ düşünüyorum da 4 yıla ne kadar çok şey sığdırdık. Her günümüz dolu dolu geçti. Anıtkaya’da yaşamanın faydasını çok gördüm. Dersim bitti, minibüse yetişeyim derdim yoktu. Öğretmenlik bu değil çünkü. Ders çıkışı öğrencilerle oturup çok keyifli sohbetler ettik, kurs yaptık, programların provasını yaptık. Ben hep öğrencilerime arkadaşça yaklaşmaya çalıştım. Eğer ki bir öğrenci bana gelip benimle bir sorununu paylaştıysa o güveni verebilmişim dedim. Kendisine aldığı çikolatanın yarısını paylaşacak kadar cömerttir benim öğrencilerim. Almayınca da küserim diyecek kadar da samimi.

ÖĞRENCİLERİMDEN SÜRPRİZ DOĞUM GÜNÜ

ANITKAYA’DA öğretmenlerin doğum günleri asla unutulmaz. Her yıl okulda pasta kestik öğrencilerimle. Ama bir tanesi var ki onu asla unutamıyorum. İlk öğrencilerim 5-a sınıfı, lojmanın bahçesinde tam sürpriz yaptılar bana. Hayatımda kutladığım en özel doğum günüydü. Hepsine tekrar teşekkür ediyorum. İlk defa okul pikniğine gittiğimiz zamanı hatırlıyorum da neler neler yapıp getirmişler. Hepsi getirdiklerinden ikram ediyorlar. Yemezsen darılıyorlar. Bir öğrenciyle okul dışında vakit geçirirsen onu daha iyi tanırsın. Okulca önce Ankara’ya sonra da Eskişehir’e geziye gittik. Doyasıya eğlendik, çektiğimiz çok güzel fotoğraflarla da geri döndük. Unutamayacağım etkinliklerden biri deAnıtkaya’da ilk defa bisiklet turu düzenledim. Öğrencilerle tam 27 km yol yaptık. Anıtkaya’ya döndüğümüzde evet çok yorgunduk ama çok da eğlenmiştik.

İNANIRSAN, BAŞARIRSIN

Eğer ki inanırsan başaramayacağın hiçbir şey olmadığına inanıyorum.Buraya gelirken sadece derse girip çıkan öğretmen olmamaya karar vermiştim. 4 yılın sonunda elimde kalan çok güzel anılar, fotoğraflar ve öğrencilerimin gönüllerinde  hissettiğim sevgileri ve duaları var. Şimdi başka bir okula özel sebeplerden dolayı tayin istedim. Yeni okulum ve öğrencilerime kavuşacağım için heyecanlı olsam da öğrencilerimden ayrılmanın burukluğu var içimde.Hepsini çok seviyorum ve çok özleyeceğim. Bütün velilerim ve öğrencilerim haklarını helal etsinler.

SON SÖZ

YASEMİN Öğretmenin Uşak’ın Sivaslı ilçesi Ağaçbeyli Ortaokulu’na tayini çıktı. Ağaçbeyli Ortaokulu’na hayallerine kavuşmuş bir öğretmen geliyor. Oradaki öğrenciler şimdiden kendilerini şanslı ilan edebilir. Onun, öğrencilerine öğreteceği en önemli şey, İngilizce’den ziyade, “hayallerin peşinden koşmak” olduğu olacak.

Yasemin Hocam…

Sizi tanımak güzeldi. Ancak bu bir veda değil… Uşak’a yolum düştüğümde arayıp “kahve çıkar mı?” diye sizi rahatsız edebilirim. Yolunuz açık, ömrünüz güzelliklerle dolsun. Hoş ve muhabbetle kalın.

22 Haziran 2015 – Gazete 3

 

 

Bir Yorum Yazın