Hangimiz üstün?

Gönderi Zamanı: 10 Ağustos 2015 08:35 Okunma Sayısı:469 Kategori: Köşe Yazıları

– Dünyada 5 bin 600 yılda toplam 15 bin 500’ün üzerinde bölgesel ya da ulusal savaş yaşandı. Bu savaşlarda 3.7 milyar insan öldü.

– 1’nci Dünya Savaşı’nda ölen her 100 kişiden 14’ü, 2’nci Dünya Savaşı’nda ölen her 100 kişiden 70’i, 1990’lardaki savaşlarda ölen 100 kişiden 90’ı sivildi.

– 1945-1992 yılları arasında gerçekleşen 149 savaşta 23 milyondan fazla insan öldü. Bunun yalnızca 3 milyonunu askerler oluşturdu.

– Birinci Dünya Savaşı 50 milyon kişinin ölmesine, 90 milyon kişinin de sakat kalmasına yol açtı.

– Son 10 yıldaki savaşlarda 2 milyon çocuk öldü. 6 milyon çocuk sakat kaldı. 12 milyon çocuk evsiz, 1 milyondan fazla çocuk anasız-babasız kaldı. 10 milyon çocuk psikolojik sarsıntı geçirdi ve on binlerce çocuk tecavüz ve işkenceye uğradı.

– Balkan savaşında Bosna’da 20 bin kadına tecavüz edildi.

– Dünyada bugün 500 bini bilim adamı olmak üzere 15 milyon kişi silah ve silah geliştirme endüstrisinde çalışıyor.

Bütün bu kanları uzaydan yada bilinmeyen bir yerlerden gelen her hangi bir varlık dökmedi.

Bütün bu zulmün, bu kanın temelinde kâinatın “en üstün” yaratılmış varlığı olan insanlar, yani bizler yatıyor.

Sözü fazla uzatmadan, önceki akşam gözlemlediğim, kendi aralarında barışı, uzlaşıyı ve birlikte yaşamayı başarmış bizim bahçenin tavuklarına bırakmak istiyorum.

Dikkat kesilelim.

Aralarında halk tarafından sarı tavuk olarak bilinen yumurtlamalık tavuklar, kesimlik yani beyaz tavuklar, hindiler ve birkaç tane de horozun bulunduğu bir kümesten bahsediyorum. Bu kümesin nüfusu toplam olarak 20.  Topu topuna 2 metrekarelik bir alanda yaşıyorlar. Bu ailenin fertleri güneşin doğuşuyla birlikte kümesten çıkıyor, akşama kadar bahçede ne varsa, önlerine ne konulursa onları harami gibi tüketiyor. Bu esnada, horoz horozluğunu yapıyor, tavukları önüne takıp başlıyor kovalamaya… Yakaladığına ise türlü türlü işkenceler yapıyor. Kimisinin üzerine atlıyor, kimisini de gagasıyla ısırık manyağı yapıyor. Kesimlik dediğimiz oldukça kilolu olan beyaz tavuklar bu konuda çok şanssız. Çünkü kilolu oldukları için hareket kabiliyetleri çok zayıf, bu yüzden horozun işkencelerine karşı en ufak bir karşılık veremiyorlar. Sarı tavuklarda bundan nasibini alıyor. Horoz önüne taktığı sarı tavuğu bahçede alabildiğince kovalıyor. Yakaladığında ise eşsiz gagasıyla işkenceye başlıyor. İşkence uzun sürdüğünde annem dayanamıyor ve müdahale etmek zorunda kalıyor. Başlıyor “Vay canından yanmayasıca… Kış…” Horoz her ne kadar annemi dinlemese de başına fırlatılmış bir terlikle işkencesine ara veriyor. Annemin olmadığı esnalarda ise horoz, horozluğuna devam ediyor.

İşte bizim bahçenin tavukları, horozları ve hindileri bir günü böyle tamamlıyor. Güneşin batışıyla birlikte hepsi kümesin yolunu tutuyor.

Burada aklınıza şöyle bir soru takılabilir “O horoz, o tavuklara, o kümeste kim bilir ne işkenceler yapıyordur?” İnanın bana dün akşama kadar bende bu sorunun cevabını merak ediyordum. Bu sorumun yanıtını almak için, gece yarısına doğru el feneri yardımıyla kümese doğru yol aldım.

Kümesin kapısını araladım, el fenerini içeriye doğru çevirdim.

İnanılmaz bir manzara…

Sarı tavuklar diğer türdeki hayvanlara göre daha kalabalık oldukları için daha geniş bir alana sahip yeri kendi yaşam alanları ilan etmişler. Onların hemen yanlarında hafif yüksek bir yere ise horozlar konaçlanmış. Nüfusu sadece 3 olan hindiler ise, horozun hemen yanı başındaki alanı kendi yaşam alanları olarak benimsemiş. Kapının girişine ise kilolu olan beyaz tavuklar sahip çıkmış.

Hiç biri, birbirinin yaşam alanına tecavüz etmiyor.

Hiç biri, ortalığı karıştırmak için fırsat kollamıyor.

Hiç biri, birbirini rahatsız etmiyor.

Hiç biri, “Ben üstünüm burası, orası, şurası benim olacak.” demiyor.

Hiç biri, “Sen sarısın, ben beyazım. Ben senden üstünüm.” demiyor.

Her biri;

Uzlaşı içerisinde…

Kardeşlik çerçevesinde…

Saygı perspektifinde…

Demokratik bir vaziyette…

Yaşamayı beceriyor.

Şimdi soruyorum…

Canlıların “en üstünü” olarak yaratılmış, birlikte yaşamayı ise henüz daha başaramamış insan mı daha üstün, yoksa bütün bunları çoktan hayata geçirmiş olan kümes canlıları mı?

Yorum sizlerin.

10 Ağustos 2015 – Gazete 3

Bir Yorum Yazın