Fetih 1453 Hakkında Görüşler(im)…

Gönderi Zamanı: 17 Şubat 2012 23:43 Okunma Sayısı:473 Kategori: Sinema

İstanbul’un Fethini konu alan bir filmin yapılacağını duymak bile sinema severleri çok heyecanlandırmıştı.

Tam iki yıl önce bir fragman yayınlanmıştı…

O günden beri sabırsızlıkla bekliyordum.

Nihayet beklediğimiz film dün (16.02.2011) de yayına girdi.

İlk seans da yer bulmak ümidiyle düştüm yola. Karlı yollarda zor oldu ama sonunda sinemaya ulaştım.

14.53 de ki seans da en önde yer kaldığını söyledi satış yetkilisi. En önde film izlemenin iğrenç olduğunu düşündüğümden daha sonraki seans dan bir bilet aldım.

Neyse fazla uzatmayayım diyeceğim ama aksilikler hep beni buluyor. Bana ayrılan koltuğun hemen sağında iki lise öğrencisi oturmuştu. Filmin başlamasıyla çantalarından sinemaya kaçak soktukları hazır patlamış mısırları çıkarmaları bir oldu. Yemeleri değil de o poşetin gıcırtısından ilk 15 dakika sinirli bir şekilde filmi izledim. Sonunda bir kadının “Çocuğum şu mıırı ya yiyin bir an önce yada yemeyin” demesiyle gıcırtıyı kesmeleri bir oldu.

İşte bu diyerek filme geri döndüm. Film benim için yeni başlamıştı artık.

Film girişinde Peygamber Efendimiz dönemine giderek o günlerden filme giriş yaparak filmin uluslar arası sinema kuşağında da büyük bir ilgiyle beklendiğini içine katarsak bu giriş oldukça akıllıca bir seçim olmuş.

Film daha sonraki etapta Mehmet(Fatih Sultan) ‘ in tahta oturmasını konu edinmiş belli bir süre.

Filmde seçilen askerler -bilmiyorum eskiden öylemi giydiriliyordu- çok modernce ve sanki biraz batılı tarzında giydirilmiş geldi bana. Askerlerin kafalarına metal bir şapka benzeri üzerlerini de ona uyumlu –yine metal görünümlü- yelek tarzı bir giysi giydirilmiş. Sanki daha çok batılı askerler gibi bir görünüm verdi bana.

Diğer bir konu da…  Savaş esnasında Lağımcı diye adlandırdığımız Osmanlıda savaş esnasında tünel kazarak kale surlarını alttan uçuran grup. Bu grup bence fitnesci grup. 🙂 Tüm askerler adeta Hollywood film sahnesinden kaçmış gibilerdi. Her biri ayrı bir gösterişe sahipti. Tamam yakışıklıları bulmuşlar, gösterişi sağlamışlar ama bence o adamların yeri mankenlik ajansı… İstanbul’un fethi değil 🙂

Gelelim diğer konuya… Fetih esnasında Ulubatlı Hasanın oklara hedef olma sahnesi oldukça etkileyici. Hatta sol yanımda oturan kız ağladı. Ama sorun sancakta. Ulubatlı hasanın yediği onca oka rağmen diktiği sancak sancak gibi değildi işin açıkçası. Benim diğer görsellerden hatırladığım kadarıyla üç hilal ve de yeşil olan sancak burada kırmızı ay yıldızdı ama ay yıldızda belli olmuyordu. Yani bütün izleyenleri etkileyecek sahne bence orasıydı. Ama sancak da ki ay yıldız iyi bir şekilde seyirciye yansıtılmadığını düşünüyorum. Bence en önemli eksikliklerden bir tanesi de bu.

Diğer en önemli gördüğüm sorun ise Mehter Marşı… Filmin bir dakikasında bile mehter marşını duyamadım. Bekledim bekledim.. Acaba dedim fetihten sonra Fatihin İstanbul kapılarına girerken mi çalacaklar… Ama yok çalmadı. Onun yerine filmin başından beri klasik batı müziğine yakın bir müzik çalındı. Uluslararası sinema sektöründe bu film heyecanla beklenirken kültürü yansıtan bu müziğin bu filme konu olmaması ilginç.. Mozart, Haydn ve Beethoven gibi Dünyaca ünlü besteciler senfonilerinde Mehter Marşından etkilenerek bir eser veriyorlar. Ama biz elimizdeki eseri bir türlü değerlendiremiyoruz. İkinci olarak gördüğüm en büyük eksiklikte bu.

Hep kötü eleştirmişsin demeyin. Görsel efektleri çok beğendim. Bilgisayar da tasarlanmış ama o izlenimi çok fazla vermiyor. Özellikle İstanbul’ un Konstantinepolis ken ki halini çok iyi izleyiciye vermişler. Kurgu da çok iyi. Savaş esnasında yaşanan mücadeleyi çok iyi vermişler. Kaleye tırmanan askerlerin üzerine kızgın yağ dökülmesi olsun, gemileri karadan yürütme sahnesi olsun çok iyi sunulmuş.

Aklıma gelenler bunlar. Ama hala kafam Mehteran da. O müzik bu filmde olmalıydı arkadaş.  Bıraktım elbiseyi, şapkayı bir kenara ama o müziği bir kenara bırakamıyorum. :))

 

Bir Yorum Yazın