Egzozcu

Gönderi Zamanı: 27 Haziran 2014 13:30 Okunma Sayısı:519 Kategori: Afyonkarahisar

‘Şoför amcanın sevgisi’ başlıklı yazımda bu şehirdeki sürücülerin birbirlerine olan sevgilerinden bahsetmiştim.

Bugün yine trafikle alakalı bir ‘sevgimizi, farkımızı’ daha aktarmak istiyorum.

Egzoz sevgisinden bahsetmek istiyorum bugün.

Yarım kalmasın, yeri gelmişken hazır sözde açılmışken egzoz aşkımızı da bu satırlardan dile getirelim.

**

Bu şehrin en güzel caddelerinde dolaşırken bir anda karşınıza bir otomobil çıkar.

Yarış pistindeki araçlar gibi önce patinaj çekmeye başlar.

Hemen arkasından ise etrafı bir egzoz sesi kaplar.

Arkasından araç bir anda hareket etmeye başlar.

Hızla fırlar yerinden.

Bu esnada ise egzozdan çıkan benzin kokusunu şöyle bir içinize çekersiniz…

Mis gibi değil mi?

Arkasından yanık lastik kokusu da üzerine kaymak gibi gelir.

Hızla giden araç bir anda direksiyonu kıvırır ve kaymaya başlar.

Gözler pür dikkat onları izler.

Kaymaya başlayan araç, caddenin ara sokaklarında kaybolur gider.

**

Adrenalin doludur bu şehrin sokakları.

Özel bir yarış alanına falan gitmenize de gerek yok bu şehirde.

Yeşilyol’da, Dumlupınar’da, Ambaryolun’da her hangi bir yere geçin ve bekleyin.

Şahin dediğimiz araç türlerini gördüğünüzde, dikkatinizi onların üzerine verin.

Çünkü onlar bunu çok seviyor.

Boşuna mı size o kadar gösteri yapıyorlar?

Boşuna mı kendi gelirlerinden daha fazlasını o müthiş egzoz sesine harcıyorlar?

Boşuna mı araçlara kendilerinden çok bakıyorlar?

Boşuna mı bütün bunlar?

Elbette değil.

Adamlar siz eğlenin diye şehrin tam ortasında Formula 1 gösterisi yapıyor.

Hakkını vermek gerekir.

**

KURALLARA UYALIM

Durun size başımdan geçen bir anımı anlatayım.

Geçenlerde yeşil caminin oradan yürüyoruz.

Malum gösteriler bu caddede sık sık oluyor.

Tam biz geçerken, dört gözle beklediğimiz o araçlardan bir tanesi az ileride belirdi.

Belirmesiyle o müthiş egzoz sesinin caddede duyulması bir oldu.

Gaza bastı…

Bir anda fırlayan araç Yeşil Camiden, Afyon Lisesine doğru giden yola dönmüştü ki…

Yaşı 40’ı çoktan aşmış, üzerindeki kıyafetten kargo dağıtım çalışanı olduğu anlaşılan, bir bisiklet sürücüsü caddeden geçiyordu.

Bisikletin önündeki sepette bulunan kargo paketleri de bu düşüncemi kanıtlar nitelikteydi.

Bisiklet sürücüsü kendini zor bela kaldırıma attı.

Gösterisi yarıda kesilen şoför cami açtı, yüksek sesle dinlediği müziği de kıstı

Başladı saydırmaya…

Konuşmalara biraz dikkat kesildim.

Kurallardan bahsetti.

O caddenin ters yön olduğunu, trafikte tersten gelinemeyeceğini, gayet güzel anlatan Formula 1 şoförü, kendince babası yaşındaki adama haddini bildirdi.

Bisiklet şoförü ise, o kadar lafa tek bir laf etmeden başını eğdi ve işini yapmaya devam etti.

Araç sürücüsünün ise bir adama ders vermenin havasıyla göğsü kabardı.

Daha sonra ise, bir anda patinaj yaparak aracıyla fırladı gitti.

**

Şimdi kurallardan bahseden araç sürücüsüne birazda ben kurallardan bahsedeyim.

Önce bizim kültürümüzde büyüklere karşı bir saygı vardır.

Bu bakımdan adamın yaşına saygı göstereceksin.

Daha sonra adamın o an çalıştığını, ekmeğinin peşinde koşturduğunu düşünerek saygı göstereceksin.

Bunlarda bizim kuralımız.

Aslında sen bunları biliyorsun ama işine gelmediği için pek kullanmayı tercih etmiyorsun.

Senin o an keyfi bir geziye çıktığın her halinden belli.

Baban yaşındaki adam rızkı peşinde koşarken sen gösteriş yollarında vaktini harcadığın için oturup bir düşüneceksin.

Adam ters yönden gelebilir bu bakımdan hatalıdır.

Ancak senin yaptığın gösteri de kurallara aykırı.

Yüksek sesli egzoz sesiyle yayaların canını tehlikeye atacak şekilde araç kullanman kurallara aykırı.

Bunlarda resmi kurallar arasında yer alıyor.

Aslında sen bunu da çok iyi biliyorsun.

Ama sende bir şey eksik…

Ahlak…

Bu olmadığı için, sende saygı yok.

Bu olmadığı için, sende hoşgörü yok.

Bu olmadığı için, sende emeğe saygı yok.

İhtiyacın olan şey bu.

Sana tavsiyem, aracın egzozuna harcadığın vakti birazda kendi egzozuna ayır.

Gazete 3 – 10.06.2014

 

Bir Yorum Yazın