Doğruluğu Arayın

Gönderi Zamanı: 15 Temmuz 2012 14:42 Okunma Sayısı:698 Kategori: Benden Genel

Devrin en büyük hazinesini bulan oldu mu?

Bu günlerde böylesine muhteşem bir değerle karşılaşmak çok güç hale geldi.

İnsanların iletişim kurma arayışları doğruluk dışında sapmaya başladı. Doğruluk adabının eksikliğini hemen hemen her platformda görmeye başladık. İnsanları televizyonlara kilitleyen evlendirme programlarından tutun, en yakın arkadaşınızın size yaptığı hareketlerde bile bu sıkıntıyı görebilirsiniz.

Peki, böylesine muhteşem bir hazineyi bizler neden çevremizde bulmakta sıkıntı çekiyoruz?

İnsanoğlu doğası gereği çevresel faktörleri benliğine işleyerek bir alışkanlık haline getirmesini çok seviyor.

Doğallıktan uzak sözler, yapmacık tavırlar her ortamda rahatsız eder oldu doğal yaşamı destekleyenleri.

Güzel insanları arar oldu, gözler ve gönüller.

Aradığını bulduğuna inanmak istiyor tüm gönüller.

Güzel ahlakın terbiye ettiği, karşısında kine masumiyetle yaklaşan insanlara hasret kaldı bu toplum.

Dürüstlükten bahsedeni, haktan adaletten söz edeni değil, ahlakın en kudretlisi olan ‘Doğruluk’ kültürünü etrafındakilere en iyi şekilde yansıtan insanları arar oldu. İhaneti, sahtekârlığı kendi benliklerinde kabullenmiş insanlar ne yazık ki şu anda çoğunlukta. Bu yüzden midir bilmiyorum? Yeni birisini tanımaya başladığında siz karşınızdakine ne kadar samimide yaklaşsanız ne kadar sıcak kanlı da olsanız insanlar artık bir art niyet arar olmuşlar.

Evrenin bu denli kirlenmesine neden olan biz insanlar, muhteşem değerleri alıp üzerine siyah bir mürekkep devirmiş gibiyiz. Beyaz sayfa çok az görünür halde kalmış. Güzel gönüller, doğruyu; gönül tahtının en tepesine yerleştirmiş dost gönüllerde var. İşte onlar ki insanı anlayan, dinleyen, seven, onun için koşturan, gönlünün taht kapısından girip orada kendine unutulmayacak kadar muhteşem bir sayfa açıyor. Karşısındakine her an huzur veren gönlünün içindekileri yalansız bir şekilde aktardığı için kirlenmiş hayatların yalanlarından hep bir adım önde götürüyor yarışı. Ve bu tip insanlara baktığınız da bir şeyi görürsünüz. “Mutluluğu”. Onlar mutludurlar. Onlar gülümsüyorlardır. En küçük şeyden tat almasını ders çıkarmasını en iyi şekilde başarıyorlardır. Vardır çevrenizde iyi bakın.

Doğru doğruyu çekercesine bir doğrunun bin yalandan çok daha anlamlı ve de özel olduğunu unutmayın. Yıllardır süregelen bu sıkıntıyı atalarımızdan dinlediğimizde de aynı derleri görüyoruz. Onlarında çektikleri devrine göre farklı olsa da aslında şu an bizim aradığımızın ta kendisi.

Diyeceğim o ki…

Gönlünüzün duvarlarını tam anlamıyla örmeyin. Oturun. Ürkek bir tavuk gibi değil, ahlakın en güzelini kendinize yükledikten sonra karşınıza çıkan yeni dostların, arkadaşların o ahlakın gücüyle süzün. Dinleyin onları. Sözleri ahlaka, erdeme, mutluluğa, umuda hitap ediyorsa o kişi sizi anlayacak kişidir. Ancak, ağızdan çıkan sözler umutsuzluklara, karamsarlığa, çirkinliğe hitap ediyorsa uzak durun o cahilden. Sizi yakalamasına izin vermeyin.

Gönül kapılarınız güzel dostlarla dolsun. Kalbiniz ve ahlakınız aşkla yıkansın. Aşkı ihanetsiz, yalansız dolansız yaşayanlardan olun.

Her şey gönlünüzce olsun…

Hoşça, muhabbetle, selametle kalın.

 

Bir Yorum Yazın