Dilenci yerine müzisyen(2)

Gönderi Zamanı: 16 Ocak 2014 16:24 Okunma Sayısı:433 Kategori: Afyonkarahisar

Mizanpaj 1Bisikletimi bisiklet parka bıraktıktan sonra dev sucuk heykelinin altında boş bulduğum bir alana oturdum.

Çantamdaki bir kitabı çıkardım başladım okumaya. Huzurlu bir kentte kitap okumak çok iyi geliyor bana. Etrafta sohbet edenler kadar kitap okuyanları da görmek oldukça güzel. Kitap kokusu sarmıştı dev sucuk heykelinin çehresini.

Kitap kokan güzel bir şehir…

**

İki saatlik kitap molasından sonra doğruldum.

Yeşil yolda yürümeye başladım. Haşhaş motifli saat kulesindeki saat 14.25’i gösteriyordu.

İçimden bir ses kaleye gitmemi söyledi. Ne zamandır çıkmamıştım o heybetli kaleye.

Tepeden bu şehri izlemek bana her zaman heyecan veriyordu. Hemen ilerideki bisiklet parkından bir bisiklet kapıp doğru kaleye sürdüm.

**

Kale de bugün her zamankinden heybetli görünüyordu. Yanına vardığımda önce bisikletimi bisiklet parka park ettim.

Asansörle mi yoksa yürüyerek mi çıkayım diye bir an düşündüm. Sanki biraz yorulmuştum. Asansöre binme tercihinde karar kıldım.

Camdan yapılan asansörle yavaş yavaş yükseldim. Şehir hafif hafif tüm hatlarıyla belirginleşmeye başlamıştı.

Zirvede müthiş bir atmosfer…

Öğrencilerin vazgeçilmezi ‘Haşhaş kafe’ kale üzerinde hizmete girdi gireli hep doluydu. O günde tıklım tıklım doluydu.

Kafe işletmecisi Hakan ağabey emekli olup kale üzerinde bir kafe açma girişiminde bulunmuştu. Çok iyi bir insandı. Kuşkusuz buranın cazibe merkezi olmasında onun emeği çok fazla. Güler yüzüyle şehir insanına ve öğrencilere pozitif bir enerji yüklüyordu. Ama öğrencilere pozitif ayrımcılığı da yapmıyor değildi. Öğrenciler ona ‘Arif baba’ diyorlardı. Seviliyordu.

Arif ağabeye selam vererek kendime orta şekerli bir kahve söyledim.

Küçük bir iskemle aldım surların yanına oturdum. Az önce dolaştığım tüm sokaklar buradan net bir şekilde görülebiliyordu. Dev sucuk heykeli burandan küçücük görünüyordu.

Hıdırlık’tan akan şelalenin sesini duyar gibi oldum. Suyun toprağa vurduğu o sesi çok hafif de olsa duyuyordum.  Kahvem geldi. Tam bir yudum alacaktım ki en sevdiğim parça kale üzerinde çalmaya başladı.

‘Rodrigo Gitar konçertosu’

**

Kahvem bitmişti. Fincan soğumuş. Bir fincan kahvede hayalden hayale koştum. İçim kıpır kıpırdı. Tekrar şehre baktım. Akşam olmuş şehirdeki tüm ışıklar teker teker yanmış. Kaleyi aydınlatan ışıklarda tam o esnada yanmıştı.

Artık üzerinde durduğum bu heybetli kale şehrin tüm noktalarından görülebilirdi.

Kalede dalgalanan Türk Bayrağına baktım, ‘Nede güzel dalgalanıyor’ dedim içimden.

Sonra Arif ağabeye ‘iyi akşamlar, hayırlı işler’ diyerek aşağı indim.

**

Hayalimin devamını aktarmak istedim…

Bir Yorum Yazın