Devrimci Esnaf: Ahmet Yaşar Kocataş

Gönderi Zamanı: 18 Kasım 2016 10:31 Okunma Sayısı:1374 Kategori: Söyleyişilerim

BUGÜN yenilikçi, çalışkan, üretken hatta devrimci bir esnafla tanışalım istiyorum.

Keçeci Ahmet Yaşar Kocataş’tan bahsediyorum. Bu dakikadan sonra müsaadenizle kendisine Ahmet Amca diyerek devam edeceğim sözlerime.

Aslında benden önce gazeteci Murat Arısoy onu sizlerle tanıştırdı. O röportajı çok kıskandığımı bu satırlar aracılığıyla itiraf etmekte sakınca görmüyorum. Ancak bende biraz farklı bir pencereden bakarak size Ahmet Amca’yı tanıtmak istiyorum.

6 yaşında ilkokul dördüncü sınıfa giderken babası Keçeci Şükrü Çavuş’un yanında keçeyle tanışmış Ahmet Amca.

O günden bu güne de Uzun Çarşının dar bir sokağında bulunan birkaç metrekarelik keçe atölyesinde keçeden sayısız ürünler üretmeye başlamış. Hatta o atölyeden iki kız, bir oğlanın rızkını temin etmiş.

Sözlerimin başında onu tanıtırken “devrimci” ifadesini kullandım.

Bu söz içi boş, yada öylesine söylenmiş bir söz değil.

Çünkü Ahmet Amca, daha güzel keçe ürünleri üretebilmek için dünyayı geziyor.

Mesele Ahmet Amca, Kosava’ya gidip keçeden şapka üretiminin püf noktalarını öğrendi. Şimdilerde de Arnavutluk’a gitmek için gün sayıyor.

TRT’nin ünlü dizisi Diriliş Ertuğrul’da kullanılan keçe feslerde Ahmet Amcanın sanatçı ellerinden vücut buluyor.

Sadece bunlarda değil…

2003 yılında tarih profesörü İlber Ortaylı’nın “Siz keçeyi inceltemediniz, kokusunu alamadınız, köylülükten kurtaramadınız” eleştirisini kendisine ödev edinen Ahmet Amca, önce keçeyi inceltti, sonra kokusunu aldı ve modern evlerde yer almasını sağladı.

O bu özellikleriyle bana göre devrimci bir esnaf…

Mesleğinde yenilikçiliği savunan, çalışma vurgusu yapan bir isim o…

Ahmet Amca, Birleşmiş Milletler Eğitim Bilim ve Kültür Örgütü yani UNESCO tarafından ‘Yaşayan İnsan Hazineleri’ listesine alındı. Ödülünü de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı.

Ahmet Amca “Türkiye’de fakir insan yoktur, tembel insan vardır” diyerek çalışkanlığı şiar edinmiş güzel bir insan.

Ahmet Amca ile yıllarını verdiği, anılar, hikâyeler biriktirdiği o küçük atölyede çok lezzetli bir sohbetin ucundan tuttuk. Sizleri de bu muhabbete konuk olmaya davet ediyorum. Buyurun;

ÖDÜL İSTENMEZ, ALINIR

– UNESCO tarafından Yaşayan İnsan Hazineleri listesine alındınız… Bu muazzam bir durum. Nasıl oldu bu?

ÖDÜL istenmez alınır. Ben hiçbir zaman bana ödül verin demedim. Bana ödül vereceklerini nasıl tespit ettiler. Bunu bilmiyorum. UNESCO’nun genel merkezi Fransa’da yer alıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Antep yemeklerini tescil ettirmek için sekiz kere Fransa’ya gitmiş gelmiş. Ben kimseye müracaat etmedim. Beni seçinde demedim. Onlar beni beğenmişler. Bana bu ödülü layık görmüşler. Gurur duydum. Mesleğim adına çok sevindim.

 

ERDOĞAN’A KAHVE ISMARLAYACAĞIM

-Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldınız ödülünüzü. Neler konuştunuz. Neler söyledi size?

ÖDÜL töreninde Cumhurbaşkanı Erdoğan, gelip benimle özel ilgilendi. Orada on kişi ödül aldı. Esnaf olarak bir tane ben vardım. Ödülü verdikten sonra bana “Siz nerede bu işi yapıyorsunuz, buna nasıl tahammül ediyorsunuz bu iş oldukça zor” dedi. Bende “Allah güç kuvvet veriyor bizde yapıyoruz cumhurbaşkanım” dedim. Hakikaten çok sempatik kişiliği var. Bana çok güven verdi. “Afyon’a gelince sizi ziyaret etmek isterim” dedi. Bende “Buyurun gelin” dedim. Başımızın üstünde yeri var. Bir kahve ısmarlarım. Gelirse çok seviniriz.

MESLEĞİNİZ KÖÇEKÇİLİKSE, ZİLLERE KUVVETLİ VURACAKSIN

-Keçecilikten konuşalım biraz. Bu mesleği yaşatmak için neler yapmalıyız… Ve özellikle gençlere de neler tavsiye edersiniz?

BİZİM çocukluğumuzda 60 keçeci dükkânı vardı. Keçeciliğin merkezi Afyon’du. Kendini yenilemeyen esnaf yok olmaya mahkum. Benim büyüklere ve küçüklere tavsiyem şudur. Bir işi öğrenecekseniz tam öğrenin. Mesleğinizi sevin.  Bizim Afyon’da bir söz vardır. Mesleğiniz köçekçilikse, zillere kuvvetli vuracaksın. Ne olursa olsun mesleğinizin en iyisini yapmaya çalışın. Türkiye’de fakir insan yoktur, tembel insan vardır. Çalıştıktan sonra bu memleketteki 70 yaşındaki adama da ekmek vardır. Burası bir fırsatlar ülkesi. Bizim çalışmaya ihtiyacımız var. Türkiye’de herkes genel müdür olmak istiyor. Peki ya bu genel müdürlere kim hizmet edecek. Herkes okursa bu kadar adama kim hizmet edecek. Bizlerde ara eleman olarak bizlerde rızkımızı kazanacağız.

REPERTUARIMA HER SENE YENİLİKLER EKLİYORUM

-Küçük bir dükkânda işlerinize devam ediyorsunuz. Bu dükkânda kuşkusuz pek çok anınız, hikâyeniz var. Keçecilik sizin için neyi ifade ediyor? Bundan sonra neler yapmak istiyorsunuz?

BEN gördüğün bu dükkandan üç çocuk okuttum. Hiç birisinin bir ihtiyacını eksik koymadım. İki kızım bir oğlum var. Tahsilli adamın bu keçeciliği yapması daha bir başka güzel. İstanbul’a ben sergiye gittim. Orada tahsilli kişilerle karşılaştım. Onlardan çok şey öğrendim.  Her sene şarkıcıların repertuarıma bir şeyler eklemesi gibi bende kendime bir şeyler ekliyorum.  Bizim bugün yaptığımız işleri 10 yıl önce kimse bilmezdi. Biz bugün şehirli evlerine yakışır ürünler üretiyoruz. İnşallah daha ileriye gideceğiz. Daha iyilerini yapacağız. Benlim gönlüm geniş ama dükkânım küçük. Restore edilen Taşhan’da bir dükkânım olursa ben bu işi daha geniş bir yelpazeye öğretmek isterim. Ben bu işi mezara götürmek istemiyorum. Diriliş Ertuğrul gibi, Yunus Emre gibi dizilere ben şapka yapıyorum. Daha iyisini yapmak için Kosava’ya gidip incelemelerde bulundum. Yakın zamanda Arnavutluk’a gidip bu işi daha da ilerletmek istiyorum.

İLBER ORTAYLI’NIN KULAKLARI ÇINLASIN

-İlber Ortaylı ile tanışmışlığınız var. Onunla nasıl tanıştınız? Neler konuştunuz? Size ne gibi tavsiyelerde bulundu?

2003 yılında Topkapı Sarayı’nda bir keçe sergisi açıldı. Bende oradaydım. Karma bir sergiydi. Oradan çok şey öğrendim. İlber Ortaylı geldi, bana dedi ki “Siz keçeyi inceltemediniz, kokusunu alamadınız, köylülükten kurtaramadınız” dedi. Bende bu sözler üzerine 13 senedir bunlar üzerine çalıştım. Keçeyi incelttim, kokusunu aldım ve şehirli evine yakışacak bir hale getirdim. İlber Ortaylı’nın kulakları çınlasın. Onun bu lafı beni motive etti. Ogün bana bir mesaj vermek istemişti. Ben o mesajı aldım.

-Teşekkür ederim Ahmet Amca. Keyif aldım ben bu sohbetten. Gene görüşmek isterim.

BEN teşekkür ederim. Her zaman beklerim.

 

 

DUVARDAKİ MUAZZAM DUANIN ANLAMI

Ahmet Amca’nın dükkanın duvarında Osmanlıca Türkçesi ile yazılmış, duyulduğunda herkesi kendine getiren bir dua var. İşte o duanın anlamı:  Ya Rab… Beni alemlere Sertaç etme… Bana bir kanaat ver ki, namerde değil merde dahil muhtaç etme. Rahmetinle beni imanımdan mahrum etme.

Bu yazıya 2 Yorum Yapıldı.

  • Hayrünnisa
    11 Ocak 2017 23:21

    Elinize yüreğinize sağlık ellerinizde öpüyorum saygılar nisa sanat.

  • admin
    26 Nisan 2017 12:23

    Estağfurullah. Ellerin öpülecek bir kişi var ise bu amcamızdır. Selamlar.

Bir Yorum Yazın