BİR TARAFTA TERÖR, BİR TARAFTA YAŞAM

Gönderi Zamanı: 30 Ocak 2018 22:42 Okunma Sayısı:868 Kategori: Köşe Yazıları

Hayatımda pek çok Avrupa ülkesine gitmek, Avrupa şehirlerinin sokaklarında dolaşmak nasip oldu.

Fakat sizlerle bugün Ortadoğu ülkesine konuk olalım.

Uzaklara gitmeyelim.

Yanı başımızdaki komşumuzun kapısını çalalım.

Her yanında barut kokan, sokakları tahrip edilmiş, terör örgütleri tarafından her yanı kuşatılmış, özgürce nefes almanın en büyük hayal olduğu Suriye’nin kapısını çalalım.

2011 yılında başlayan daha doğrusu başlatılan iç savaş kardeşi kardeşine öldürtmekten geri bırakmıyor.

Dağları, ovaları, şehirleri harap edilmiş Suriye’nin Azez bölgesindeyiz.

GENİŞ KATILIM

Yaklaşık 65 basın mensubu ile Azez bölgesine giriş yaptık.

Aslında son anda giriş hakkı elde ettim.

Sınırlı sayıda basın mensubunun gireceği söylenince giriş yapacak kişi listesi açıklandı.

O listede adım yoktu.

Fakat son ana kadar otobüsün yanından ayrılmadım.

Benim durumumda olan gazetecilerle ısrarlarımıza yetkililer dayanamadı ve ayakta gitmek zorunda olacağımızı bize iletti.

Oraya kadar giden kişi ayakta gitmeyi bırakın yürüyerek gitmek zorunda olduğunu bilse yine kabul ederdi.

Zırhlı otobüslerle yola çıktık.

Bizi korumakla mükellef olan Özgür Suriye Ordusu mensubu iki askerde bize refakat etti.

Basın-Yayın ve Enformasyon Genel Müdürü Mehmet Akarca’da bu temaslarda bizimle birlikteydi. Kendisiyle tanışma fırsatını bu gezi sayesinde yakaladım.

YPG/PKK GEÇİŞ NOKTALARI KORUNUYOR

Azez şehir merkezine uğramadan doğrudan PKK ve YPG’lilerin sızma girişimlerinde bulundukları nokta oldu.

Vardığımız nokta Burseye Dağları’nın eteklerinde yer alıyor.

Bulunduğumuz konumdan YPG ve PKK’lıların mevzileri, sığınakları ve kuleleri olduğu gibi karşımızda duruyordu.

Çocukluğumdan bu yana duyduğum PKK adlı kan emen, kendi halkını sömüren, her fırsatta Türkiye’nin ayağına çelme takmaya çalışan örgüt tam karşımda duruyordu.

Geçiş noktaları Türk askerli ve polisleri tarafından eğitilen ÖSO yani Özgür Suriye Ordusu mensubu kişiler tarafından korunuyor.

Bu noktada zırhlı araçlar mevcut.

Belli bir noktaya kadar ilerleyişimize izin verildi.

Biraz daha yürüdüğümüzde PKK’lı keskin nişancıların hedefi olabileceğimiz gerekçesiyle geçişimize izin verilmedi.

HARABE İÇİNDE HAYAT

Azez merkezindeyiz şimdide.

Sokaklarında dolaşıyoruz.

Bir tarafta bombaların, kurşunların isabet ettiği yorgun binalar…

Diğer tarafta inşaatların yükseldiği, çamurlu yolların hakim olduğu Azez…

Bu şehre adım atar atmaz, Türkiye’nin her şehrinin, köyünün, kasabasının ve ilçesinin ne kadar kıymetli olduğunu bir kez daha idrak ettim.

İnanın bana bize bugünlerimizi armağan eden, bize bir devlet tecrübesi bırakan atalarımızı ne kadar ansak azdır.

Azez, savaşın kısa bir özeti denilebilir.

Yaklaşık 100 bin nüfusa sahip. Bu nüfus içerisinde Araplar, Kürtler ve Türkmenler yaşıyor.

Ayaklanmanın başladığı günlerde Azez halkı rejimin karşısında yer almış.

2012 yılında da Azez bölgesi ÖSO güçleri tarafından ele geçirilmiş.

O günden bu güne yönetim ÖSO’da.

TÜRKİYE’YE SEVGİ BESLİYORLAR

Azez sokaklarında dolaşırken bizim Türkiye’den geldiğimizi duyan vatandaşlar etrafımıza toplandı.

Pek çoğu yanlarında taşıdıkları Türk Bayrakları’nı çıkarıp Türkiye ‘ye ve özellikle Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a sevgi gösterisinde bulunuldu.

Çok garip bir durum.

Kendi ülkemizin dışında bizim ülkemize karşı umut ve ümit besleyen insanlarla karşılaşınca köklü bir geçmişe sahip olduğumuzu idrak ettim.

SAVAŞIN ORTASINDA KAHVE

Azez sokaklarında dolaşırken pek çok seyyar tezgah sizi karşılıyor.

Bazen meyve satanlar sizi karşılıyor bazen haşlanmış mısır satanlar, bazen de hurma satanlar…

Bazen seyyar kahve satıcıları sizin karşınıza çıkıyor.

Onlardan bir tanesi ile tanıştım bende.

Kahve ikram etti.

Oldukça sert fakat güzel bir kahveydi.

Kahve benim için oldukça kıymetli.

Savaşın izleri arasında kahve içeceğimi hiç tahmin etmemiştim.

Azez merkezinde Türkiye’de görmeye alışık olduğumuz dönercilerle karşılaştım.

Yarım ekmek 4 lira…

İnsanlar savaşın yanı başında hayatlarını sürdürmeye çalışıyor.

Sokaklarda makineli tüfeklerle dolaşan ÖSO güçleri şehirde devriye atmayı bir an olsun bırakmıyor.

METREKAREYE 4 AFYONLU DÜŞTÜ

Suriye’de 4 Afyonlu buluştuk.

Aslen Afyonlu olan ve son birkaç yıldır A Haber’in Gaziantep Bölge Temsilcisi olan Ata Gündüz Kurşun ve Afyonkarahisar’da başarılı çalışmalara imza atmış Mehmet Ali Bağ ile Azez’de karşılaştık.

Ata abiyle en son Anıtkaya Kasabası’nda yani doğduğum büyüdüğüm topraklarda bir köy fırınında külde sucuk sofrasında bir araya gelmiştik.

Mehmet Ali abiyle ise uzun vakittir birbirimize rastlamamıştık.

Ne yalan söyleyeyim kendisini özlemişim.

Ata abiyle birlikte oda Gaziantep’e taşınmıştı.

Olayların hareketlenmesi ile onlarda Azez’e yerleşmiş durumdalar.

Ülkemizin dışında, sınırlarımızın ötesinde hemşerilerimle karşılaşmak insana oldukça iyi geliyor.

Şu anda A Haber ekranlarında benim kahrımı çeken kameraman Yunus Üstündağ’da bizim aramıza dahil oldu.

Yani Ata abinin deyimiyle: “Suriye’de bir ara metrekareye 4 Afyonkarahisarlı düştü”

ŞÜKÜR

Toparlayalım.

Azez’de sokaklar perişan.

Azez’de insanlar yoksul.

Fakat her şeye rağmen insanlar yaşamaya(!) devam ediyor.

Savaşı Suriye’nin kalbine sürükleyenler o ateşi şimdide bizim içimize bırakmak istiyor.

Yaklaşın.

Sarılın.

Kenetlenin.

Başka çaremiz yok!

Not: Burada olduğum sürece, gördüğüm, yaşadığım ve tanık olduğum her vaziyeti anlatmaya gayret edeceğim. 

Türkeli Gazetesi – 30 Ocak 2018

Bir Yorum Yazın