Barselona

Gönderi Zamanı: 22 Nisan 2013 14:53 Okunma Sayısı:429 Kategori: Nail Geziyor

bacelona (20)Bu kentin imar yapısına hayran kalabilirsiniz. Çok büyük bir şehir. Öyle ki İspanya’nın en büyük ikinci kenti unvanını elinde tutuyor. Bu şehre iki yıl boyunca üst üste gitme fırsatım oldu. Şehir yapılaşma açısından inanamayacağınız kadar düzenli. Binalar adeta milimetrik bir şekilde ayarlanmış gibi göze görünüyor. Avrupa’nın örnek alınacak yanı, yolları ve kaldırımlarıdır diyebilirim. Çarpık kentleşme diye bir görünüm yok burada.

Hatta diğer şehirlerden kat be kat geniş ve bir o kadarda uzun yollarla karşılaşabilirsiniz. Türkiye’de sadece otobanlarda görmeye alıştığımız geniş yollar, buranın en ücra caddesinde bile yer edinmiş durumda. Araç kullanmak da son derece kolay bu şehirde. Sağa, sola park eden yok, kırmızı ışıkta geçen yok, herkes kurala uyuyor. Yayalar bile karşıdan karşıya geçmek için yeşil ışığı bekliyor. Bisiklet severler unutulmamış bu şehirde. Bir çok noktada bisiklet parkları var. Şehirde yaşayanların bisiklet kartları var, buradan istediği zaman bir bisiklet alıp gideceği yere ulaşabiliyor. İşi bittiğinde ise başka bir bisiklet parkına bisikletini bırakabiliyor. Gelelim sahile, Barselona sahillerinde kendimi Antalya sahillerinde gibi hissettim. İlk yıl burada oturup Diyarbakır’dan arkadaşlarla Türkçe, Kürtçe şarkılar söyledik. Anadolu’dan çok uzak olmamıza rağmen ayaklarımızı kuma soktuk, oyunlar oynadık, güzel vakit geçirdik. İkinci yıl gittiğimde de yine aynı sahile gitme fırsatım oldu. Taştan yapılmış bankta oturum sahili uzun uzun seyrettim. Bir yıl önce yaşadıklarımı canlandırdım gözümde. Bir yıl önce birlikte geldiğim arkadaşlarım canlandı hayalimde. Hemen aradım onları. Mahmut’u aradım önce. Bulunduğum yeri söyledim ilk önce. Dertleştik biraz, son kapattık telefonu. Keyif veriyor Barselona sahilleri.

Barselona dendiğinde akla bitmeyen kilise geliyor. Sagrada Familia Kilisesinden bahsediyorum. Gidenler bilir, 1882 yılından buyana yapımı halen devam ediyor. Bir yıl önce gittiğimde de dev vinçlerle inşaat hafif hafif devam ediyordu. Bu eser halk arasında bitmeyen kilise olarak tanımlanıyor. Ancak müthiş bir turist çekiyor. Her gün binlerce insan 20 Euro gibi bir ücret ödeyip ‘bitmeyen kiliseyi’ dolaşıyor.

İlk yıl gittiğimde dünyaya mâl olmuş ünlü futbol takımı Barselona’nın ‘Nou Camp’ isimli stadyumunu da gezme fırsatı buldum. 23 Euro ödeyip boş stadyumu gezebilirsiniz. Her şeyde olduğu gibi bunu da turizme çevirmişler. –Burada şunu belirteyim Türkiye’de girdiğim tek stadyum Afyonspor Stadyumu- Evet stadyum dışarıdan küçük gibi görünüyor ama 7 kattan oluşuyor. 100 bin seyirci kapasitesiyle Avrupa’nın en büyük stadyumu unvanını da elinde bulunduruyor. Stadyuma girdiğinizde büyük takımlığın ne demek olduğunu görebilirsiniz. Her yerde bir başarı sembolü. Her yerde bir kupa. Kazanılan Şampiyonlar Ligi kupaları yan yana sergileniyor. Türkiye bunun bir tanesine hasretken İspanya’nın sadece bir takımında bu kupadan birçok adet var. Her salonda ayrı ayrı başarı hikayesine rast gelebilirsiniz. Stadyumun dışında ise Barselona Futbol Takımının lisanslı ürünleri satılıyor. Çıkış mecbur olarak oradan yapılıyor. Anahtarlıktan, tutun en lüks formasına kadar bütün ürünler burada sergileniyor.  Şehri gibi takımı da çok büyük. Takımın şehrin ismini de tüm dünyaya duyurduğu tartışılmaz sanırım.

Birde bu şehirde ‘Port Avantura’ oyun parkı var. Bizim lunaparklar aklınıza gelmesin. Bir şehir hayal edin, içerisinde adrenalin dolu aletlerin olduğu, yeme içme işletmelerinin bulunduğu, kalacak yerlerin olduğu bir mekan düşünün. Port Avantura’nın dünyanın en büyük ikinci oyun parkı olduğu iddia ediliyor. Girişler 40 Euro. –Bu ücreti verdikten sonra tüm oyun aletlerine binebiliyorsunuz, yeme içme ekstra ücretli-  Velhasıl kelam gerçek bir şehir Barselona.

Bir Yorum Yazın