Akıllı telefon darbesi

Gönderi Zamanı: 29 Haziran 2015 08:35 Okunma Sayısı:408 Kategori: Köşe Yazıları

GEÇTİĞİMİZ akşam teravih namazından sonra “çay içeyim” diyerek kıraathanenin bir tanesine doğru yol aldım.

Kıraathanenin giriş kapısında üç arkadaşla selamlaştım. Malum havalar soğuk. Biraz üşümüş olacağız ki, hep birlikte içeri girdik. Boş bir masayı gözümüze kestirip, oraya oturduk.

Başladık muhabbete…

Birimiz “Facebook üzerinden son paylaşımımı kaç kişi beğenmiş”diyerek sarıldı, kendinden az akıllı olan telefonuna. Bu arkadaşımız arada sırada Galatasaray’ın kimi transfer edeceği haberlerine de göz atmayı ihmal etmiyordu. Bütün bunları yaparken sol elinin hemen yanında bulunan çaydan bir yudum alıp, höpürdetiyordu.

Onu gören bir diğer arkadaş, “Dur benim de ekinler biçilecek. Saati geldi” diyerek kendinden az akıllı olan telefonuna sarıldı. Oda hem çayını höpürdetiyor, hem de sanal âlemde ucu bucağı belli olmayan tarlasını ekip, biçiyordu.

Bu soğuk havada oturduğun yerden hem tarlanı biçeceksin, hem de sıcak bir çayla içini ısıtacaksın. Bizden az akıllı olan bu telefonlar hakikaten büyük icat doğrusu. Bu kadar koyu bir muhabbetin arasında bu telefonların ne kadar büyük bir icat olduğunu fark edemesem de şimdi haklarını teslim ediyorum.

Neyse muhabbet soluksuz bir şekilde devam ediyordu…

Bütün bunları gören diğer arkadaş da soluğu çoktan instagram’da almıştı bile. En son attığı fotoğrafı kaç kişinin beğendiğine masada bulunanlar olarak hep birlikte yakından şahitlik ettik. Hakikaten adamın fotoğrafı beğenilmiş.

İÇİ çay dolu bardağımdan bir yudum çektim. Bundan 3 ay önce benden az akıllı telefonumun kırılmasından dolayı “akılsız bir telefona” kalmıştım. Sadece “alo” diyen akılsız bir telefon…

Benden az akıllı telefonumdan uzak kaldığım bu süreçte yüzlerce beğeniden, kimin nerde yemek yediğinden, kimin hangi sokakta yürüdüğünden, kimin hangi mağazada alışveriş yaptığından, habersiz kaldığımın farkına vardım.  Bu süreçte bilmem kaç dönümlük sanal tarlamla ilgilenememiş olmam da işin cabası…

İçim burkuldu.

Yüreğime ateşler düştü.

“Derhal bu sıkıntıyı gidermeliyim” dedim kendi kendime. Elimde sıkıca kavradığım çay bardağından bir yudum daha çektim hararetlice.  Başım sol taraftaki masaya kaydı. Üç kişi muhabbetin dibine vurmuşlardı. Biri Facebook’ta ki tarlasının kaç dönüm olduğunu gösteriyordu, diğeri de instagram’a attığı yemeğin kaç kişi tarafından beğeni gördüğünü ilan ediyordu. Diğeri biraz sessizdi. Ama yüzünde ki tebessüme bakılırsa kız arkadaşıyla mesajlaşıyordu.

SON SÖZ

DÜNYA “akıllı telefon darbesi” sonrasında muhabbeti unuttu. Bu darbe insani değerlerimizi tahrip etti. Yok mu bizi bu darbeden kurtaracak bir babayiğit!

29 Haziran 2015 – Gazete 3

Bir Yorum Yazın