730 gün sonra…

Gönderi Zamanı: 6 Eylül 2014 08:41 Okunma Sayısı:427 Kategori: Afyonkarahisar

Tarih: 5 Eylül 2012

Yer: Afyon’daki Şehit Uzman Çavuş Mete Saraç Kışlası

Güzel bir eylül akşamıydı.

Serin havanın tadını çıkarmak isteyen pek çok vatandaş soluğu açık havada almıştı.

Bu havanın güzelliğinden faydalanamayan insanlarda vardı.

O akşam 30 asker durmak nedir bilmeden cephane istifliyordu.

Üç gündür var güçleriyle o cephane senin, bu cephane benim anlayışıyla soluk almıyorlardı.

Acemilik döneminde sigara izmariti toplayan bu askerler, o akşam el bombası topluyordu.

**

Saatler 21.00’i çoktan geçmişti.

Askerler, yorgun ve bitkin düşmüş ki, ara ara soluklanmaya çalışıyorlardı.

Tam bu esnada yeri ve göğü birleştiren bir alev parçası kapladı etrafı.

Hemen arkasından gelen ses ise, kulakları sağır edercesine güçlüydü.

Şehirde yaşayan tüm vatandaşlar “deprem oldu” düşüncesine kapılarak, kendilerini dışarı attı.

Tam bu vakitlerde dışarıda ailesiyle piknik yapan bir vatandaş, gökyüzüne yükselen alevlerden korkmuş olacak ki “kıyamet koptu” düşüncesine kapılmıştı.

Daha sonra şehri barut kokusu kapladı.

Vatandaşlar ne olduğuna anlam vermeye çalışıyordu.

Meraklı gözler çevreyi kaplayan toz bulutuna çevrilmişti.

Daha sonra tüm televizyonlar son dakika olarak şu bilgiyi paylaşmaya başladı…

“Afyon’da cephanelik havaya uçtu, içeride 30 askerin olduğu tahmin ediliyor”

**

Acı haber tüm Türkiye’yi sardı.  Gece boyunca havaya uçan cephanelik söndürülmeye çalışıldı. Yaralı kurtulan bir asker, “tüm arkadaşlarım içerideydi” deyince tüm Türkiye’nin yüreğine bir balyoz inmişti.

Vatandaşlar “kan ihtiyacı var” çağırısı üzerine hastanelere akın etmişti. Devlet Hastanesi ve Üniversite Hastanesi önüne kısa sürede binlerce vatandaş akın etmişti.

Saat 06.00’a geliyordu. Güneş bir yeni güne daha göz kırpmıştı…

Bu doğan güneş bazı güneşlerin batışı haberini veriyordu sanki…

Derken saat on sularında açıklama geldi; “25 askerimiz şehit düştü, 4 askerimizde yaralı”

Acı haber yürekleri deşti.

25 güneş, o gün sonsuza dek söndü.

Geride ölü bir beden bile bırakmadan, sessizce çekip gittiler.

**

Tarih: 5 Eylül 2014

Yer: Aynı kışla, aynı cephanelik

Aradan geçen 730 günlük süre acıyı dindirmeye yetmedi.

Bedenleri bile yok eden, o cephanelikte bu sefer 25 güneşin annesi, babası, eşleri, çocukları, kardeşleri vardı.

Tam üzerlerinde durdukları o tepe, bundan tam 2 yıl önce evlatlarını çalmıştı onlardan.

Gözler doldu, boğazlar düğümlendi.

Hasret, özlem, keder, çaresizlik iç içe geçti.

Bu acıya dayanamayan analardan, ileri tepelerde yankı bulan bir çığlık yükseldi.

Bu çığlık; bir ana yüreğinden yükselen, dünyadaki adaletsizliklere, oldubittilere, üzeri örtülmeye çalışılan haksızlıklara karşı yükselen bir başkaldırıydı.

Bu çığlık, cenneti ayaklarının altına alan bir ananın arşı inleten bir çığlığıydı.

**

Bazı şehit aileleriyle konuşma fırsatım oldu.

Bu satırları okurken nutkunuz tutulacak.

KİM VERECEK BUNUN HESABINI

Şehit Burak Ümit Gedik’in annesi Arife Gedik, gözyaşları içerisinde şöyle anlatıyor yaşadıklarını “Batsın böyle vatan. Benim oğlumu benden aldı. Ben onsuz kaldım. Nerde adalet, nerede oğlumun katilleri. Kim verecek bunun hesabını?”

KADER YOK, KATİLLER VAR

Şehit Fikret Dülger’in babası anlatıyor; “Bunun sebebi bulunsun. Vatan sağ olsun diye bir şey yok. Katiller bulunsun. Bu çocuklar Samsun’da izmarit topladılar burada ise el bombası toplamaya başladılar. Bir gün bir uyandık 5 kişilik bir aile kalmış 4 kişi. Ne hissedersiniz? Kader, alın yazısı yok burada katiller var. ”

AİLELERİ TARAFINDAN ŞEHİT SAYILANLAR

İsmini söylemeyen bir şehit yakını ise söyledikleriyle kan dondurdu. Dikkat kesilelim; “Mahkemede sanıkların avukatı bizim şehitlerimize “aileleri tarafından şehit sayılanlar” diye bahsetti. Bu duruma bir şehit annesi tepki gösterdi, şehit annesine hakaretten tazminat davası açıldı”

**

İnsanlığın bittiği yer.

Yazılanları, sizlerin yorumlarına bırakmadan bir cümleyle şehit ailelerinin isteklerini sizlere aktarmak istiyorum.

Şehit ailelerinin tek istedikleri şey, orada o akşam ne oldu? O bombalar nasıl patladı? Daha açık olayım, kim ya da kimler patlattı. Aileler bu işin bir suikast olduğundan emin. Ve bir an önce bu olayın suçlularını(katillerini) görmek istiyorlar.

Yâd ve dua ile…

06.09.2014- Gazete 3

 

Bir Yorum Yazın