73 Yıl…

Gönderi Zamanı: 13 Kasım 2011 23:52 Okunma Sayısı:610 Kategori: Güncel

Senin yokluğunun tam 73. Yılı. Koskoca bir 73 yıl. Ne zaman geçti bilinmez. Ama bilinen bir şey var oda nasıl geçtiği..

Sensiz nasıl geçti bu yıllar…

Bakıyorum, her 10 Kasımda seni anıyor herkes. Seni özlüyor herkes. Seni istiyor herkes. Sana ihtiyacı oluyor herkesin. Seni özlediklerini belirten bir çok özlü sözler paylaşılıyor sosyal medyada. Profil resmi oluyorsun biliyor musun?

Ertesi Gün ne mi oluyor. Herkes  seni anmaya devam ediyor. Ama nasıl gel birde buna bak. Ben biraz bahsedeyim.

Kimisi kahvehane köşelerinde çekirdek çitleyerek, kimisi uykuda, kimisi Televizyon dizilerindeki sevişme sahnelerinde, kimileri içki masalarında…

İşte senin Zafer Kazandığın, Milli Mücadeleyi başlattığın Kocatepe… Ağzı dili olsada bir konuşsa… benim şahit olduğum durumu sana anlatsa. Madem değindim anlatmadan geçemeyeceğim.

Tarih 26 Ağustos 2011

Her yıl Afyonkarahisar´ın Şuhut İlçesinden Milli Mücadele yıllarını azda olsa hissedebilmek için bir yürüyüş tertip ediliyor Kocatepe Üniversitesi tarafından. Bu yürüyüşe Türkiye´nin bir çok ilinden vatandaşlar, öğrenciler, sivil toplum örgütleri katılıyor. 15 Km lik yol binlerce vatandaş tarafından yürünerek zirveye yani Kocatepe yani şu anda rahatça bu yazıyı okuman için yapılan savaş yerine ulaşılıyor.

Bu yürüyüşe bu yıl bende katılma şansını yakaladım. Gece 00.00 da başladı yürüyüş…

Bugün çok özel bir gündü Müslümanlar için. Ramazandı ve aynı zamanda Kadir Gecesini karşılayan sabaha merhaba diyorduk. Bu günü biz Kocatepe de, şehitlerimizin huzurunda karşılıyorduk. Böylesine güzel bir günde Askerlerimizin oruç olacaklar için Çorba, Hoşaf ve Ekmek dağıtmaları çok güzeldi. Oranın maneviyatını hiçbir şeye değişmem. Orda içtiğim çorba gerçekten unutulmaz. Hala tadı damağımda. Neyse tepeye ulamıştım sonunda saatler sabaha karşı 05.25’di.

Tepede bir takım etkinlikler oldu. Etkinlikler sonrası  Muhteşem tepeyi dolaştık… Kocatepe´de Güneşin nasıl doğduğunu görmemiş iseniz bir an önce bunu yaşayın. Binlerce vatandaşla oraya gidin ve o çılgın rüzgârı teninizde hissedin.

Saatler 05.55 e doğru Evrenin Sahibinin Muhteşemliğine bir kez daha şahit oluyordum bu dakikalarda. Güneş doğuyordu. Kızıllığını göstermişti dağların arkasında. Hayat yeniden başlıyordu. O her sabah bu kadar güzel miydi? Hiç farkında değilmişim. Galiba onu hissetmek için ona doğarken bakmak gerekiyor! Aksi halde bakmanıza izin vermiyor.

Bu güzel güne merhaba demenin sevinciyle aşağı iniyordum. Yolda bir arkadaşıma rastladım. Kendisiyle aynı köylüyüz. Benden bir yaş küçüktür. Üniversite öğrencisi. Biz inerken o çıkıyordu. Gelin çıkalım dedi bize ve ekledi “Gelin Atamızın huzurunda Votka içeceğiz sizde gelin.” Dedi. İnanamadım. Ciddi olamazdı. Evet içebilir. Ama o gün orda değil. Onun ecdadı 89 yıl önce, 26 Ağustos 1922 de tam orda onun votka içeceği yerde onun sülalesinin canına okuyan, genç kızlarımıza iğrenç bir şekilde tecavüz ederek öldüren emperyalist güçlerle inanılmazı güç bir zafer kazanıyordu. Tarihi değiştiriyordu. O ne yapıyordu? Oda sizin tarihinizin içine ……. Dercesine keyfine bakıyordu. Ki birde Kadir Gecesinin sabahı. Gerçi bunu yapan onu neylesin.

 

İşte durum ortada. İçinde bulunduğumuz durumla onu anmıyoruz. Onun gibi Muhteşem bir Lideri bu şekilde iğrenç bir yaklaşımla onu anamayız.

Neyse… Sözler kelimeleri, kelimeler cümleleri açtı. Ona olan özlemimi, sevgimi, saygımı anlatmak istedim.

Son olarak…

Kapanın bir perdenin son oyunu değil. Her sabah pencereyi açıp bir gün öncesinden daha ilerisini düşündüğümüz bir Türkiye hayal ediyorum. N.Azbay

 

Bir Yorum Yazın