45 hanelik bir köyde tüm kadınlara bilgisayar öğretiyor!

Gönderi Zamanı: 28 Kasım 2016 14:51 Okunma Sayısı:651 Kategori: Söyleyişilerim

GAMZE M. Tutan…

O henüz 21 yaşında…

Afyon Kocatepe Üniversitesi’nde İngilizce İktisat son sınıf öğrencisi. Aynı zamanda Türk Kızılay’ında çalışıyor.

Gamze bu yaşında kendisine bir görev edinmiş.

O görev insanların hayatına dokunma görevi…

Bunun için 4 yıla yakın bir zamandır pek çok sivil toplum kuruluşunda gönüllü olarak yer edinmiş. Pek çok projeye imza atmış…

Ancak bu seferki proje beklide Türkiye genelinde yankı uyandıracak bir proje.

O projenin ismi “İnternetle Hayat Kolay” projesi. Projeyi; Habitat Derneği, Türk Telekom ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı destekliyor.

Gamze, bu projenin gönüllü eğitmeni.

Ne yapıyor bu Gamze diyenlere özet geçeyim.

Kızılören ilçesine bağlı 45 haneli Yenibelkavak köyündeki tüm annelere, bilgisayar ve internet kullanımını öğretiyor. Altını çiziyorum bakın, köydeki tüm annelere… Eğitimlere 25 yaşından 60 yaşına kadar köydeki tüm kadınlar katılıyor. Sobalar yakılıyor, çaylar demleniyor, saflar sıklaştırılıyor ve eğitime geçiliyor. Hayatlarında bilgisayarla hatta teknolojiyle hiç tanışmamış kadınlara “Temel Bilgisayar Kullanımı”, “Online İşlemler”, “Sosyal Medya Kullanımı”, “Güvenli İnternet Kullanımı” konularında eğitim veriliyor.

Aslında Gamze, çocuklara bu eğitimi vermek için o köye gitmişti. Ancak etrafını bir anda köydeki tüm kadınlar sarıverdi. “Bize de öğret kızım” dediler. Gamze’de onların bu isteğini geri çevirmedi ve eğitimlere başladı. O eğitimlere başladıktan sonra köyün erkekleri dikildi karşısına. “Kızım bizi neden adam yerine koymuyorsun, bizde öğrenmek istiyoruz” dediler. Gamze, “tamam amca siz çalışacağımız yeri hazırlayın, size de öğreteceğim” dedi. Ve öylede oldu. Şimdilerde Gamze, sabahları çocuklara, öğlenleri kadınlara, akşamları da bir kahvehanede erkeklere bilgisayar ve internet kullanımı hakkında eğitimler veriyor.

Gamze, bu durumdan bir kuruş para kazanmıyor.

Ama o halinden son derece memnun.

Gamze Tutan, projeyi Nail Azbay'a anlattı.

Şöyle anlatıyor Gamze hislerini: “Bugüne kadar pek çok projede görev aldım, ancak ilk kez bu projede insanların hayatlarına gerçekten dokunabildiğimi gördüm.”

Gamze, içerisinde bulunduğu üniversite camiasında okuyan ve özellikle “Afyon’da bir şey yok” diyen öğrencilere de: “Afyon’da çok şey var. Üniversite okumak, okul bitirip bir kağıt parçasıyla mezun olmak demek değil. Bu dönemde insanların hayatlarına dokunarak kendi hayatımızda belli başlı izler bırakmalıyız diye düşünüyorum” şeklinde sesleniyor. Şimdi sözü daha fazla uzatmadan Gamze’ye merhaba deyip, onun umut ve heyecan dolu sözlerine kulak kabartalım;

AFYON’DA ÇOK ŞEY VAR

-Gamze M. Tutan, kimdir dersem, bana kendini nasıl anlatırsınız? Kendini hangi cümlelerle tanımlarsın?

Ben hayatımı sivil toplum kuruluşları ile gönüllülük üzerine adamış biriyim. Bunların dışında hiçbir işi tam zamanında yapamayan, biriyim. Ben Afyonluyum. Afyon’da üniversite okumayacağım diyerek büyük konuşmuştum. Şuanda Afyon Kocatepe Üniversitesi İngilizce İktisat son sınıf öğrencisiyim. Hep “Afyon’da ne var ki” diyenlerdendim. Ama artık “Afyon’da çok şey var” diyorum.

-İnternetle Hayat Kolay projesi nedir? Tam olarak bu projede ne hedeflendi… Hedeflere ulaşılıyor mu?

“İnternetle Hayat Kolay” projesi,  Habitat Derneği, Türk Telekom ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ile birlikte yürüttüğümüz bir proje. 3 yıldır devam ettiriyoruz bu projeyi. Bu projede amacımız 25-60 yaş arasındaki dezavantajlı bireyleri teknolojiye dâhil etmek istiyoruz.  Habitat Derneği olarak bizim amacımız bireyleri hayata kazandırmak.

SADE BİR DİL KULLANIYORUZ

-“İnternetle Hayat Kolay” projesini Kızılören’de yürütüyorsunuz bildiğim kadarıyla. Ne yapıyorsunuz orada tam olarak?

Habitat Derneği bize bilgisayar desteği verdi. O bilgisayarlarla Kızılören İlçesine bağlı 45 hanelik Yenibelkavak köyündeki kadınlara eğitim veriyoruz. Akşamüzeri bir araya gelip bir evde toplanıyoruz.  Sobamızı yakıyoruz, çayımızı demliyoruz, “İnternetle Hayat Kolay” projemizi yürütüyoruz.  Bu projemizi Temel Bilgisayar Kullanımı, Online İşlemler, Sosyal Medya Kullanımı ve Güvenli İnternet Kullanımı olmak üzere dört ana başlık altında yürütüyoruz. Anlatım yaparken bilgisayar ve internet diline çok girmemeye çalışıyoruz. Mesela e-postayı anlatırken şöyle bir yol izliyoruz: “Mektup yazarken bizler mektubu kağıda yazıp zarfa koyarak gönderiyoruz. Gönderirken zarfın üzerine göndereceğimiz adresi yazıyoruz. E-posta da ise bilgisayarımızı açıp harflerle mektubumuzu yazıyoruz. Yazdığımız mektubu bizim gerçek hayatta kullandığımız adresin sanal ortamdaki karşılığı olan e-posta adresimize gönderiyoruz.” Böyle sade bir dil kullanıyoruz.

İNSANLARIN HAYATINA DOKUNABİLDİĞİMİ GÖRDÜM

-Kadınlardan nasıl bir geri dönüş alıyorsunuz? Afyon gibi kapalı bir toplumun bir köyünde bu işi yapmak zor değil mi?

Ben üç buçuk yıldır gönüllü olarak eğitmenlik yapıyorum. Bir çok projede görev aldım. Ancak şu projede aldığım enerjiyi ve verimi hiçbir projede almadım. Çünkü burada insanların hayatına gerçekten dokunabildiğimi gördüm. Bana gönüllü olduğum için “para almıyorsun, gidiyorsun uğraşıyorsun” gibi eleştiriler geliyor. Bende onlara insanların hayatına dokunabilmekten çok daha iyi bir iş bulabilseydim emin olun o işi yapardım, diyorum. Ben iddia ediyorum. Afyon’da bu eğitimden daha iyisi olmayacak. Bunu şundan söylüyorum. Bu eğitime katılan kadınların tamamı anne. Hepsinin çocuğu var. Çocukları bilgisayar ve internet kullanımına hakim. Ancak anneleri bu durumdan tedirgin. Yanlış bir şey yapmalarından çekiniyorlar. Biz onlara internet güvenliği eğitimi veriyoruz. Kaçırdığı diziyi seyretmek isteyenler, mukabele okumak isteyenler, yemek tariflerine bakmak, alışveriş yapmak isteyen, yaptıkları el işlerini instagram üzerinden satmak isteyen teyzelerimizle karşılaştık bu eğitimde. Bunları duyunca “ben geçekten çok güzel bir iş yapıyorum” dedim.

AMCALARA DA KAHVEDE VE CAMİDE BİLGİSAYAR EĞİTİMİ VERECEĞİZ

-Kadınların eşleri ne diyor bu duruma? Onlar bu durumu nasıl karşılıyor? Onlarda olumlu yada olumsuz bir geri dönüş aldın mı?

İnanılmaz geri dönüşler alıyorum. Aslında ilk olarak Afyon’da bir köy yeri kızabilirler diye düşünmüştük. İlk gün sonunda ablalarımızı teyzelerimiz eşlerine “bir kız geldi, interneti bize öğretmeye başladı, güldük eğlendik çok iyi geçti” demiş. Ertesi gün ben köye girerken, bir adam bana “kızım biz adam değimliyiz bize de öğretsen ya” dedi. Bende eğitim yerinin olmadığını söyledim. O adam bana “Tamam ben sana kahveyi ayarlayım, gel orada eğitim yap sen bizim kızımızsın, sakın bu durumdan çekinme” dedi.

-Dur bir saniye… Böyle bir şey yapılacak mı?

Evet, yapılacak. Kahvede ve Cuma namazı çıkışında cami ortamında bu eğitimleri amcalarımıza vereceğiz. Biz taşınabilir modemlerle gidiyoruz. Bu hafta kahvede bir ön görüşme yapacağız. Üst köyün muhtarı da talep ediyor o muhtarımızda katılacak bu toplantımıza. Ve bu eğitimlerimize de başlayacağız.

SABAH ÇOCUKLARA, ÖĞLEN KADINLARA, AKŞAM BEYLERİ EĞİTİYORUZ

-Aslında şöyle bir şey var. Köyde cumartesi günü Pazar kuruluyor. Kadınlar ve erkekler pazara gidiyor. Onlar pazardayken biz çocuklara eğitim veriyoruz. Pazar bittiğinde öğlen üzeri köyün erkekleri koyunları açık havaya çıkarıyorlar. Onlarda onu yaparken bizde o esnada ablalarımıza ve teyzelerimize olan eğitimimize başlıyoruz. Onlar geldiğinde ablalar eve gidip yemek yağmaya başlıyor. Bizde o esnada beylere eğitim vermeye başlayacağız.

DEZAVANTAJ, AVANTAJA DÖNÜŞÜMÜŞ DURUMDA

-Peki, bu eğitimleri verirken hiç zorluk yaşamıyor musun? Hem gönüllüsün hem de bunca emek veriyorsun zor oluyordur muhtemelen…

Şu anda biz sobalı bir evde veriyoruz bu eğitimleri. Odanın sadece birinde soba var. Odada biraz küçük. Bu yüzden dip dibe oturuyoruz. İkinci gün gittiğimde ablalarımız pasta, poğaça yapmışlar. Yerken öğrenelim demişler. Gayet samimi bir ortamda, sobanın yanı başında bütün köy kadınları oraya geliyor.

KENDİLERİNE OLAN İNANÇLARI ARTACAK

-Bu eğitim bittiğinde kadınların hayatında ne değişecek?

Kadınların kendilerine olan özgüveni gelecek. Biz bir şeyler yapabiliyoruz diyecekler. Birisine muhtaç olma duygusundan kurtulacaklar. En basiti hastaneye gidebilmek için üç adımda bunu yapabiliyorlar. Önce beylerine söylüyorlar. Onlar araç ayarlıyor. Erkenden hastaneye gelip saatlerce soğukta bekliyorlar. Ama bu eğitim sonrasında internetten birkaç dakikada randevularını alıp burada son derece hızlı bir şekilde muayyenlerini olacaklar. Hayatlarını kolaylaştıracaklar. Kendilerine olan inançları artacak. Anne ve baba olarak biraz daha verimli bir ebeveyn olacaklar bana göre.

GÜZEL İNSANLAR, GÜZEL HİKÂYELER BİRİKTİRMELİYİZ

-Son sözlerini alayım. Eklemek istediğin bir husus var mı?

Biz bu eğitimi evde yaptığımız için her hangi bir bürokratik engele maruz kalmadık. Ama normalde her hangi bir konuda eğitim vermeye çalıştığımızda “iznin var mı?” deniliyor. Tamam haklılar. Kötü bir dönemde yaşıyoruz. Ama bu olumsuzlukları yenerek, bu sıkıntıların önünün biraz daha açılmasını istiyorum. Birde şunu söylemek istiyorum. Üniversite öğrencileri “Afyon’da hiçbir şey yok” diyorlar. Hayır. Afyon’da çok güzel şeyler oluyor. Bunu duysunlar. Çok verimli işler yapıyoruz biz. Üniversite okumak, okul bitirip bir kâğıt parçasıyla mezun olmak demek değil. Bu dönemde insanların hayatlarına dokunarak kendi hayatımızda belli başlı izler bırakmalıyız diye düşünüyorum. Güzel anılar, güzel hikayeler ve güzel insanlar biriktirmek gerekiyor. Eğer yaşıyorsak, eğer hala dünya bir şekilde dönüyorsa bunu yapmalıyız.

Bir Yorum Yazın